<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/'><id>tag:blogger.com,1999:blog-13079045.post113381696651300627..comments</id><updated>2011-11-07T21:49:20.536+02:00</updated><category term='Odadaki Zamanlar'/><category term='Kitaplar Üzerine'/><category term='Alıntılar'/><category term='Kişisel'/><category term='Muzurluklar'/><category term='Atışmalar'/><category term='Dosya: Terörizm'/><category term='Gezmeceler'/><category term='Ekonomik Diyaloglar'/><category term='Dünden Bugüne Türk Siyasal Yaşamı'/><title type='text'>Comments on Yırtık Sayfalar: Bir Deli Saatinden 2</title><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://blog.pinararpaci.com/feeds/113381696651300627/comments/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13079045/113381696651300627/comments/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://blog.pinararpaci.com/2005/12/bir-deli-saatinden-2.html'/><author><name>Pınar Arpacı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17830990725440064493</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>3</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13079045.post-113399618179467233</id><published>2005-12-08T00:56:00.000+02:00</published><updated>2005-12-08T00:56:00.000+02:00</updated><title type='text'>Bu arada, doktor hanimin ukalaligina katlanmayip h...</title><content type='html'>Bu arada, doktor hanimin ukalaligina katlanmayip hastaneyi terketmis olmaktan asla pisman olmadim. Disariya cikana kadar katedecegim yolun icinden gectigi bahceyi, onun zarif gunes gozluklerinin arkasindan gomrek mumkun degildir eminim.</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13079045/113381696651300627/comments/default/113399618179467233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13079045/113381696651300627/comments/default/113399618179467233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://blog.pinararpaci.com/2005/12/bir-deli-saatinden-2.html?showComment=1133996160000#c113399618179467233' title=''/><author><name>Kadir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02916101388959428885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:in-reply-to xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0' href='http://blog.pinararpaci.com/2005/12/bir-deli-saatinden-2.html' ref='tag:blogger.com,1999:blog-13079045.post-113381696651300627' source='http://www.blogger.com/feeds/13079045/posts/default/113381696651300627' type='text/html'/><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='blogger.itemClass' value='pid-1280661846'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13079045.post-113399576012680566</id><published>2005-12-08T00:49:00.000+02:00</published><updated>2005-12-08T00:49:00.000+02:00</updated><title type='text'>Uzak bir akil hastanesinin bahcesinde atilmis meta...</title><content type='html'>Uzak bir akil hastanesinin bahcesinde atilmis metafizik adimlar kadar yerinde bir nedensizlikle basladi yoksullugum. Sonbahar hic bu kadar masum degildi ve ben hic bu kadar emin degildim attigim adimlardan. Bildigim tek sey, ucuncu duvarin bittigi yerde baslayan ve karanlik bir sis bulutunun icinde kaybolan bu patikanin ozgurluge uzandigiydi.</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13079045/113381696651300627/comments/default/113399576012680566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13079045/113381696651300627/comments/default/113399576012680566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://blog.pinararpaci.com/2005/12/bir-deli-saatinden-2.html?showComment=1133995740000#c113399576012680566' title=''/><author><name>Kadir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02916101388959428885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:in-reply-to xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0' href='http://blog.pinararpaci.com/2005/12/bir-deli-saatinden-2.html' ref='tag:blogger.com,1999:blog-13079045.post-113381696651300627' source='http://www.blogger.com/feeds/13079045/posts/default/113381696651300627' type='text/html'/><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='blogger.itemClass' value='pid-1280661846'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-13079045.post-113386683360201740</id><published>2005-12-06T13:00:00.000+02:00</published><updated>2005-12-06T13:00:00.000+02:00</updated><title type='text'>Pazartesi, Aralık 5. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Sevgili Günlük,&lt;br&gt;&lt;b...</title><content type='html'>Pazartesi, Aralık 5. &lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Sevgili Günlük,&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Cerrahpaşa'nın kapılarından Beyazıt sokaklarına formaldehit kokan beyaz önlüğümle döküleceğim günde sakladığını hayal ettim hayatın huzuru, tam altı sene, ikibinyüzdoksan uykusuz gece. Hastane kantininden çift değil de tek kaşarlı tost alınıp öğleden sonraki tüm hastalara yarı aç bakılarak para biriktirilebildiğini zanneden meslektaşlarıma gülümseyen ben, öte yandan bu umudu her gün kendime yük ederek bir yatırım yaptığımı sanıyordum. 59. Hükümetin unutulmaz develüasyonu ile bir gecede varlıklarının yarısından olanların ne hissettiğini, zorunlu hizmet için Bakırköy'e verildiğimi duyana dek pek anlayamamıştım. Huzurun aranacağı yer, o kelimenin manasını dahi unutmuş bir bina dolusu insanın arası ise, kapkaranlık bir binada kara bir sokak kedisini yakalamak da göründüğü kadar zor olmamalıydı.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Evvelsi gün getirdiler, 17 numaralı odadakini. Getirilişini duymamam bir sansasyon: buraya yeni gelen herkesten o gün haberimiz olur. Neden mi? Doktorlar arasında "Yahudinin Cebi" deriz biz bu binaya. Sadece girilir, çıkmak yoktur. Hangi tahtanız noksan olursa olsun, bu binanın daha duruşundan anlarsınız bunu, ve direnirsiniz elbet içeri girmeye, hiç kafese serçe sokmayı denediniz mi?&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Herneyse, özetle, getirilişini göremedim. Hastabakıcılar aralarında konuşurlarken işittim geldiğini:&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Pşş.. Süleyman Gurban..&lt;BR/&gt;- Hee?&lt;BR/&gt;- Onyetı lömaradaki dilberi görmüşsan?&lt;BR/&gt;- Yoh gurban, neye ki?&lt;BR/&gt;- Siye bişi diyecoğm emme, gimseye dimeyacağını di haa..&lt;BR/&gt;- Hadi eylenme benle de di ne diyeceksan, zaten işim başımdan dellenmiş..&lt;BR/&gt;- Rohmetli Ekrem Eniştemin Ruhu çorpsın, ben ha beeyle guzel hatun görmemişam. Hayır - bir de datlu, bir de datlu!&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Hemen sözlerini kestim:&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Akif Bey?&lt;BR/&gt;- Büyrün doktür bey..&lt;BR/&gt;- Ne biçim konuşuyorsunuz hastalar hakkında? Ayıp değil mi? Kırk senelik adamsın burada, onlar buraya yardımımıza muhtaç oldukları için geldiler, yoksa takdire ihtiyaçları olsa güzellik yarışmasına giderlerdi.&lt;BR/&gt;- Aman doktür bey, ehe beyle musaf çarpsın ki...&lt;BR/&gt;- Şşşş! Tamam yemin etme. Hiç sevmem yemin edenleri. Karşısındakini ikna edebilecek kadar güven kuramayan insanlar yemin eder. Hem, utanmıyor musunuz koca Tanrıyı böyle ufak işleriniz için meşgul etmeye?&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Öteki lafa karıştı hemen:&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Vellehe döktür bey, zürafazof gibi gonuşiysan. Bah Akif, aha ohumuş adam gonuşiy, ders al..&lt;BR/&gt;- O "zürafazof" deel bir kerem, "filizof" o! Cahal Süleymen! Daha heyvanları bilmiysen, dohtür beyin huzurunda rezil ediysen bizi.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Laflarını kestim.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Bir daha olmasın. Söylerim başhekime bak.&lt;BR/&gt;- Tövbeee... ba'aşla döktür bey, ettik bir cahillik.. aman başdöktür emmiye dime..&lt;BR/&gt;- DOKTOR. DOK - TOR. Adam gibi söylesenize şunu..&lt;BR/&gt;- Döktür. Dööök, tür. Sen de söyle Arif?&lt;BR/&gt;- Doh-tür.&lt;BR/&gt;- "Doh" deel len, bah, aazıma bah, dööök.....&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;...&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Yağlıboya duvarlar bir kör baltanın demiri gibi tatsız, ezik çizik, paslı, akşam loşluğunda solgun solgun parıldıyordu. Bu hastanede güzel olan hiçbirşey yoktu ki zaten... duvarları boyayan bile acele ile bir an evvel işini bitirip gitmiş olmalıydı. Hele şu parapsikolojinin koridoru. Astral gezginlerden tut peygamberlere dek hepsi burda. Ötekilere kıyasla bunlar fiziksel olarak zararsızdırlar. Öyle saldırmaya ısırmaya falan kalkmazlar. Ama bir laf söylerler, gecelerce düşünürsün... bırak, onlara katılmayı bile aklındna geçiren meslektaşlarım oldu. Fikir suçlularının, Bayrampaşa'ya kapatılamayacak durumda olanlarını buraya getirirler.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Hastabakıcılardan aldığım kırık anahtarla onyedinci kapıya yürüdüm. Peroksit kokması gereken salon, bu kapının yanında nedende kitap ve hanımeli kokuyordu. Ya da ben yorgunluktan... neyse girdim içeri.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Evvela karanlık karşıladı beni. Karanlık ve çiçek kokusu. Işığı yakmaya yeltendim... "Lütfen" dedi bir ses. "Lütfen, kapatın - işimi zorlaştırıyorsunuz".&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Oda boştu. Bomboş. Lakin ses gökyüzündeki kutsal bir varlıktan geliyor gibi derinden ve yumuşaktı. Gözlerim yeniden karanlığa alışınca beyaz parmaklıklı pencerenin önünde duran silüet dikkatimi çekti. Bir nilüfer kadar dingin, koyu kızıl saçları beline dek inen, ve gömleğinin sırtını tamamen örten genç bir kadın. Teni, gömleğinden daha beyaz tek hasta idi bugüne dek rastladığım. Kapıyı kapattım. Hanımeli kokusu daha yoğundu şimdi. "Parfümünüz çok hoş, ismi nedir" diyecek oldum. Arkasını dönmeden, "parfüm kullanmıyorum" dedi bana. "Kendi kokum".&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;...&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Bir zaman odada öylece dikili kaldık, o ve ben, İETT bilet kuyruğunda bekleyen silme iki yabancı gibi birbirinden birkaç adım uzak, onun sırtı bana dönük. Gözlerim daha iyi görüyordu artık. Camın dibinde birşeyler yapıyor olduğunu o sırada anladım. Usulca yan duvara yaslandım. Yanına gitmedim, ne de yüzünü çevirmedim bana. Bilmediğim bir nedenden dolayı bu genç kadına saygı duyuyordum. Belki odanın kokusundan, belki o nilüferi andıran duruşundan... belki de sadece yorgun, yalnız bir adamdım diye. Kadın içini çekti, incecik. Bir bebek gibi. O da ne? Ağlıyor muydu?&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Siz.. ağlıyor musunuz?&lt;BR/&gt;- ...bunu bilmek size ne kazandıracak?&lt;BR/&gt;- Belki yardımcı olabilirim.&lt;BR/&gt;- Kaç "belki" yardımcı olabilirsiniz?&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Al işte, soruya bak. "Belki" nin sayısı mı olur?&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Sizin kaç "belki" ye ihtiyacınız var?&lt;BR/&gt;- Bana yardımcı olunabileceği umudunun tüm parçaları kadar tane.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Bir adım daha yaklaştım. Cebimden son altı yıldır eksik etmediğim dolmakalemimi çıkarttım, hasta kayıt belgesini aldım koluma. "Tık" diye açtım kalemi, şarap şişesinin mantarını çıkartır gibi bir sesle. Odaya mürekkep kokusu yayıldı inceden. Kızıl Kadın, işte ancak o an, uzaklardan bir balıkçı teknesş geçmiş de dalgası şimdi varmış, nilüferlere vurmuş gibi usulca bana döndü. Minik burnu ile havayı kokladı. "Pelikan kullanıyorsunuz" dedi. "Waterman deneyin, daha güzeldir..."&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Anlayamadım?&lt;BR/&gt;- Biliyorum.&lt;BR/&gt;- Mürekkebimden bahsediyorsunuz?&lt;BR/&gt;- ...&lt;BR/&gt;- Mürekkepleri kokusundan tanıyabilmeniz hayret verici doğrusu.&lt;BR/&gt;- Kitapları koklayıp basımevini, şarapları koklayıp üzüm bağının yerini, ve hatta sizi koklayıp yaşınızı söyleyebilirim.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Kokladı da.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Kaç yaşındayım?&lt;BR/&gt;- Bir yaşındasınız.&lt;BR/&gt;- Bir..?&lt;BR/&gt;- Şşşş..&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Yüzünün endamı o sırada çarptı beni karadenizin dalgaları gibi, habersiz. Minikti, burnu, gözleri... tam iki avucun arasına alımlık bir yüzü vardı. Sevilsin diye yaratılmışlardan. Saf güzellerden. Nilüfer çiçeği benzetmesine çok uyuyordu kesinlikle. Gözlerindeki ıslaklığa dek.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Cama döndü yeniden. Ses çıkarmadan ağlamaya devam etti.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Sizi üzen nedir? Geldiğimden beri ağlıyorsunuz, bakın cam buhar tuttu.&lt;BR/&gt;- Beni üzen camın buhar tutmamış olmasıydı. Susabilirim artık.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Dedi ve sustu da. Camdan dışarı ufka bakmaya devam etti. O esnada camdaki yazılar dikkatimi çekti. Ahmet Haşim'den bir dize. Belli ki burnunun ucu ile yazmıştı. Ve, görebilmek için, ağlaması, odayı buğulandırması gerekiyordu. Ve anladığım kadarı ile gözleri bozuktu: gözlüğü vardıysa bile almışlardır gözünden. Işık camdan yansıyor okumasını iyice zor kılıyor diye karanlıkta oturuyordu demek ki.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Ben size okurum dilerseniz?&lt;BR/&gt;- Okur musunuz gerçekten?&lt;BR/&gt;- Evet ama ağlamayacağınıza söz verirseniz artık. Odayı su basacak siz de denizkızı olacaksınız.&lt;BR/&gt;- Ben denizkızı olamam, onların yüzgeçleri vardır..&lt;BR/&gt;- Doğru. Boşverin, saçmaladım..&lt;BR/&gt;- Saçmaladınız. Benim, kanatlarım var.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;...&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Kendini kuş zanneden hastalara rastlanır. Kendilerini çatıdan bacadan atarlar, sonra Cerrahpaşa Fizikortopedi'den çıkar çıkmaz buraya alınıverirler, ve kanatları olduğuna inanmaktan vazgeçene dek burada tutulurlar. Bunlar geçti aklımdan, ve Kızıl Saçlı Beyaz Tenli Güzel Kadın, resmen aklımı okumuş gibi devam etti:&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Hiç uğraşmayın, kanatlarım olduğundan beni caydıramazsınız.&lt;BR/&gt;- Neden caydırmak isteyeyim?&lt;BR/&gt;- Neden beni buraya kapattınız o zaman? Melek olmak suç mu? Suçsa bile ben mi kendimi melek yaptım?&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Meleğe benziyordu da hani. Sırtında beyaz gömlekten başka birşey yoktu ise de, yüzüne bakınca bunu görüyoru insan.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Aç mısınız?&lt;BR/&gt;- Neden?&lt;BR/&gt;- Yiyecek birşeyler bulabilirim.&lt;BR/&gt;- Çilek var mı?&lt;BR/&gt;- Hmm.. bu mevsimde zor. Ama bir parça çikolatam var?&lt;BR/&gt;- Ben yemem çikolata. Sağlığa zararlı.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Elimdekileri bırakıp odadan çıktım, kantine indim. Bu defa çift kaşarlı bastırdım tostu, arasına da bir parça çikolata koydurttum erisin diye. Bir plastik sandalye bir de masa taşıdım yukarı. &lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Odaya geri döndüğümde kapıyı aralık buldum. Tanrım! Nasıl unutmuşum! Eyvah... neyse ki, Güzel Kızıl Saçlı kadın bıraktığım yerde duruyordu. Hatta milim kımıldamamıştı.&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;- Kaçacağımı mı sandınız?&lt;BR/&gt;- Hayır.. ne münasebet..&lt;BR/&gt;- Neden kapıyı öyle telaşla kilitlediniz o zaman? Endişelenmeyin doktor bey, kaçamam, kanatlarım o kapıdan geçmez. &lt;BR/&gt;- Girerken nasıl girdi?&lt;BR/&gt;- Zorla. Canım acıdı.&lt;BR/&gt;- Peki.&lt;BR/&gt;- ...&lt;BR/&gt;- ...&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;Sandalyeyi odanın ortasına bıraktım. Masayı da. Yerden yazı plakasını, hasta kayıtlarını ve kalemimi aldım. Tostu masaya yerleştirdim. Odadan çıktım. &lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;SÜRECEK...&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;&lt;BR/&gt;B.</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13079045/113381696651300627/comments/default/113386683360201740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/13079045/113381696651300627/comments/default/113386683360201740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://blog.pinararpaci.com/2005/12/bir-deli-saatinden-2.html?showComment=1133866800000#c113386683360201740' title=''/><author><name>Anonymous</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img1.blogblog.com/img/blank.gif'/></author><thr:in-reply-to xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0' href='http://blog.pinararpaci.com/2005/12/bir-deli-saatinden-2.html' ref='tag:blogger.com,1999:blog-13079045.post-113381696651300627' source='http://www.blogger.com/feeds/13079045/posts/default/113381696651300627' type='text/html'/><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='blogger.itemClass' value='pid-66381019'/></entry></feed>
