Sitem
Şimdi bildiğim ve görmüş olduğum kimi şeyleri bilmeden ve görmeden önce insanların “böyle bir ortamda hala yazabiliyor ve bir şeyler üretiyor olabilmesi bir mucize!” gibi deyişlerine bir anlam veremez, aklımda bu sözlere bir haklılık payı veremezdim. Ama şimdi, birtakım şeyleri gördükten ve öğrenmeye başladıktan sonra bu deyişin ne anlama geldiğini artık anlamlandırabiliyorum. Bir şeyler daha öğrendikçe, ipin ucundan yakalayıp biraz daha ilerisine sonra onun da biraz daha ilerisine gitmeye başladıkça görülüyor ki artık herhangi bir konu hakkında bir şeyler yazabilmek için durup şapkayı önüne koymak ve her bir kelimeyi yazmadan önce uzun uzun düşünmen gerekiyor. Bir bakıma, şöyle de söylenebilir ki, ipin ucunda iken ipin geri kalanı üzerine birtakım genel fikirlere sahip olmak ve bu, başkalarından duymuş olduğun ya da görünen genel fikirler üzerinden konuşmak çok daha kolay; ipin üzerinde ilerlemey başladıktan sonra ise bu durum gittikçe zorlaşmaya başlamaktadır.
Bizim kültürümüzden gelen, hepimizin çok sevdiği bir davranış biçimi vardır: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı ve bu fikirleri de sanki kendimizinmiş gibi ‘satmayı’ çok severiz. Zor olana, yani o, herhangi bir konu hakkında bilgilenip ondan sonra fikir sahibi olmaya yeltenmeyiz. Belki bunu zor olduğu için, belki de bir şeyler bildiğimiz zaman fikrimizi artık bir şeyler bilmediğimizde olduğu kadar rahat bir şekilde açıklayamayacağımızın ayırdında olduğumuz için yaparız; bu sosyolojinin ilgi alanı. Ama şu bir gerçektir ki, öğrenme, araştırma, kendini geliştirme süreçleri içerisinde kendimize eklediklerimiz dünyaya, var olan sorunlara bakış açılarımızı fevkalade bir biçimde etkilemektedir.
Bu yazı bir sitem, evet. Sitem edişim kendime. Kendime; çünkü, buranın benim için aslında ne ifade ettiğini unutmuşum.
Herhangi bir konuda uzman olduğumu, her şey bildiğimi iddia etmiyorum (henüz). Burada yapmaya çalıştığım benim nereden, nereye ve nasıl bir yoldan geçerek geldiğimin güncesini tutmak. Bu nedenle de yukarıda anlattığım bir konuya hakim olup fikir beyan etmek durumundan daha çok kendi içimde çatışan fikirleri kağıda döküp onların zaman içerisinde gerekli olgunluğa ulaşmalarını sağlamak.
Bu blog uzun zamandır amacından sapmıştır, bu nedenle de uzun zamandır yazısız kalmış ve işlevselliğini yitirmiştir. Ama şimdi düşüncelerim yeni bir örgütlenmeye gitmektedir. Ve bu yeni örgütlenme kısa vadede, kendi sisteminde iktidar istemektedir. Bu nedenle artık “buradayım”!
This entry was posted on 21:13
and is filed under
Kişisel
.
You can follow any responses to this entry through
the RSS 2.0 feed.
You can leave a response,
or trackback from your own site.
8 çentik:
Merhaba Doğa merak komşum. Bu akşam iyi ki size uğramışım. Ben kendime bir iki gün önce blog açtım. Sebebi bu sıralar tek başıma çok sıkılıyorum. Bir şeylerle meşgul olmak istiyorum. Birşeyler yazayım diyorum ama bir türlü başlangıç cümleleri kalemimden çıkmıyor. Bloga günce yazmak güzel bir fikir. Başkalarını ilgilendirmeseler bile blogumu bir günce defteri gibi kullanabilirim ben de, pekala. Verdiğiniz fikir için çok teşekkürler.
Merhaba "zekim".
Bir şekilde ilham verebildiyse yazdıklarım bir başlangıç için sevinirim buna. Takipte olacağım blogunuzu.
Hocam ben bu bloga en son girdiğimde zeytin yeşilinden biraz daha açık bir renkte ve son postu 1-2 yıl önce girilmiş haldeydi..Şimdi bakıyorum buranın ora ile alakası yok..Acaba ben bir yerde bazı yanlışlar mı yapmışım?(ama yinede sizi yazarken görmek güzel)
hayirli olsun efendim, ne mutlu bana :)
Selim yazıyı -yeniden- keşfetti!
(p.s: cevabın blogda, yorumlarda Selimciğim!)
"nes", haklısın, sen en son girdiğinde sayfanın hali tarif ettiğin gibiydi. Fakat, daha önce de belirttiğim gibi sana yazmış olduğum yorumda, sayfayı yenilemeye ve kendisi ile daha sık ilgilenmeye karar verdim. Bunun ilk göstergesi olarak da sayfanın şeklini ve şemalini biraz değiştirdim. Senin yapmış olduğun herhangi bir hata sözkonu değil :)
"ongan", teşekkür ederim. Biraz da senin sayende oldu, dürtülmem gerekiyormuş. :) Dürttüğün için saol.
"osman", :) doğru bir yorum olmuş, doğru söze ne denir ki. Lakin, not olarak yazmış olduğun eklentiyi tam olarak anlamadım. Daha açık bir şekilde belirtirsen secinirim. :) Senin blogda mı yani? Öyle bile olsa ben senin bloga giremiyorum her nedense. Bana link falan bir şey gönderirsen memnun olurum. Sağlıcakla "tutunamayan" dostu.;)
osman nerden çıkmış yaaa?
turgut'tum ben ama, bilmeden osman olmuşum valla:P
deli hanım,
bunu buraya bırakıyorum belki ilgini çeker diye,
http://huseynimeddah.blogspot.com
sevgiyle.
Yorum Gönder