"Beklenmedik hepsi. Hayatta ne varsa düşüncelerde hiçbiri beklediğin zaman değil, ansızın, senin karar veremediğin zamanlarda dökülüveriyorlar öyle; kendi bildikleri gibi, kendi bildiklerince.

Herkese, her şeye kızıyorum da ondan yazıyorum; evet, haklı. Kızıyorum da ondan yazıyorum. Kendime kızıyorum, ona kızıyorum, buna kızıyorum ama en çok kendime kızıyorum. Sayfalarca sürüyor kızgınlığım, kızmaya başladığım ana lanet okuyorum- o da, kızmayı bitiremediğime kızdığımdan oluyor.

Düşünüyorum: bir ayrılık var, diyorum. Ayrılıklar hep insanı üzer, biliyorum. Beni de üzer diyorum sonra kendi kendime ama neden üzülmüyorum şimdi düşündüğümde. Üzülmüyorum ayrılmayı düşündüğümde ve üzülmüyorum gece olduğunda ben o gün bir şey yapmamışsam bu konuda. Ve diyorum, hep arada kalmak mı dilediğin, hep arada kalmışlık mı böyle karar veremeden?

Neden sonra borçlu hissediyorum her şeye karşı kendimi. Her şeye, herkese karşı borçlu olduğumu düşünüyorum. Düşünüyorum.. düşünüyorum.. Zaten düşünmesem ne de sakin olacak bu hayatım, bir de onu düşünüyorum ardından. Düşünmesem ne de sakin olacak her yer. Sular sakin akacak hayatımda hatta belki sadece göller olacak, akmayan, bir yerden bir yere gitmeyen, durağan. Rüzgar esmeyecek, kurak geçecek mevsimler üzerimde ve kimsenin alabilecek bir şeyi olamayacak üzerimde. Sevgi olmayacak, olmayacak nefret de. Sadece canlı olacak eğer ona da canlı demek yakışırsa."