'Askerlik yan gelip yatma yeri değil ; ananı da al git buradan' , Evet !
Gökyüzü nasıl da aydınlık bu gece . Gece huzur bulmuş gibi sonsuzluğun kollarında . Sanki gece , gece oldu beri ilk defa siyah , puldan elbisesini giyiniyormuşçasına sevinçli ufak bir çocuğun bayram sabahı yeni kıyafetlerini giyinişi gibi . Ve bir gecelik özlemini andırıyor yastığın altında kırmızı pabuçlarıyla uyuyan ufak kızın , kavuşması dolunaya . Ellerime pastel boyaları alıp tüm bu pencereyi baştan başa boyasam renklerine . Çok iyi bir taklitçi olsam ve hepsinin üzerinden geçsem kenarlarından taşırmadan . O zaman anlaşılmaz belki de , o zaman buna da alışır insanlar , bunu görmeye de . Ses çıkarmazlar plastikten hayallere gerçeklerin yerini almışken onlar ve aslında olmayan bir ülkede kurulmuşu yaşarlar yaşadıklarını sanarak ve yanılarak . Oysa acıyı dudaklarında hissedene kadar kırmızısından hoşlanan minik biberin , tıpkı 'gri dumanın altında eriyen' gibi yaşamıştır o zamana kadar . Şimdi dudaklarına değdiğinde acının teni , tatma sırası kendine geldiğinde konuşmaya çalışması kendini içinde bulunduğu durumdan kurtaracak sanır da nasıl yanılır ...