Pınar Arpacı
Kategori:
Gezmeceler
Uzaklardan selam sabah vermeden geçip gitmek olur mu hiç öyle ! Bir durup dinlenmek daha sonra yola devam etmek vardır . Ellerini eski dostlara selam için kaldırmak , bedenleri sevgi ile sarmak ve onlara söylemek ne kadar özlendiklerini . Geçip giden bir gençlik vardır aslında orada uzanan . Geçip giden bir gençliğin kum taneleri kadar ince ve sevimlidir zaman kokusunda . Tatlı kokusunu alıp alıp bedenine süresi gelir de insanın işte onun kendisini yaşlandıracağını , bedenine yepyeni bir biçim vereceğini düşünmez , ayırtında olamaz onun . Zaman usulca gözlerinin etrafını okşar önce daha sonra da dudaklarının çizgilerine iner . Ellerine sürter kendini sahibinin bacaklarına sürtünen bir kedi misali . Geriye kalacak olan bir tek hafızalardaki o Adam ile Kadın ?sarmaş dolaş- , bir de bu izler olacaktır bedendeki . Paris sokaklarında bir Adam ile bir Kadın , köprünün üzerinde sarmaş dolaş , sarmaşık misali ; öpüşüyorlar . Sarılmak bu akşam üstünü andıran sabah ayazında tam da köprünün orta yerinde ?tadı hiçbir şeye değiştirilmeyecek olan . Onları gördüğünde gözleri doluyor belki kimilerinin belki de hiçbir şey ifade ettirmiyor . Görmezden gelen gözler de vardır elbet ya da kıskanan . Ama sadece bakmak ? ve susmak ?
Ah Paris ? Aşk şehri mi derler sana ! Sendeyken yorulmak dahi aşk kokar mı böyle ! Ellerimi açıp kulaklarımdan içime damlayan kelimeleri biriktirdim oralarda . Gün gelecek ve Sana süreceğim onların her birini , biliyorum . Kelimeler , minik Champs-Elysée radyondan dökülüp gözlerini okşayacak usulca . Kapatıp onları köprüye götürecek Seni de . Orada , o Adam ile Kadın?ın o gün durduğu yerde durup sabah ayazından akşam üstünün gün batımına dek öpeceksin güneşi alnından , güneşi alnından öpmesine izin vereceksin .
This entry was posted on 13:22
and is filed under
Gezmeceler
.
You can follow any responses to this entry through
the RSS 2.0 feed.
You can leave a response,
or trackback from your own site.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 çentik:
Yorum Gönder