Pınar Arpacı
Kategori:
Muzurluklar
Peki Ya Kestaneli Pasta Olsa .. ffff ....

Peki , tamam . Kim demiş ellerim bir zamanlar erimiş 'çukulata' kaplıydı da şimdi değil diye ? Ellerimi , şu ısınmaya başlayan mart havasında henüz paketi açılmamış bir kalıp 'çukulata' üzerinde birleştirip , salt o 'çukulata'nın varlığını ellerimin arasında düşünmek ile onu baştan çıkartabilir ve erimiş haline getirdikten sonra da paketi usulca üzerinden alabilirim . Ondan sonra yapacaklarımı biliyorsunuz . Ne mi ?
Aslında çok basit bir tahmin . Pek tabii ki aceleye getirip daha fazla erimemesi için hemencecik yiyeyim demeyeceğim . Bırakacağım 'çukulata' ne yapmak istiyorsa yapsın , nasıl davranmak istiyorsa öyle davransın o haldeyken . Hele bir de 'çukulata' Fıstıklı ise ? İşte o zaman Hiç mi Hiç ellenmemesi gerekir öyle eriyen halinde iken .
'Çukulata' yemek bir sanattır . Bunu bileniniz var mı bilmiyorum şu an okuyanlarınız arasından ama bu sanatı icra edebilmek öyle herkesin yapabileceği iş değildir .
Kim vardır ki oysa çocukluğunun pembe çoraplı ya da mavi mama önlüklü zamanlarından bu yana onsuz bir ömür geçirsin şimdiye kadar . "Hadi canım , sende ! Neresi sanat onu yemenin . Ayrıca o çukulata değil çikolata olacak bir kere !" ( Çok bilmişlik yapmak da böyle bir şey olsa gerek hani ) Ah , aziz dostlarım , bunu ancak ruhunuzun 'çukulata' için deliren parçası anlar eğer ki böyle bir şeyi söylüyorsanız . Ruhunuzun o parçasının tüm ruhunuz olmasına izin vermeyi denediniz mi peki ara sıra . Eğer bunu bir kerecik olsun denerseniz işte o vakit neyi nasıl dediğimi anlayacaksınız .
Evet , neresinde kalmıştık ? Hı , evet , bırakmıştık kendi haline , eriyordu Fıstıklı 'çukulata' . Daha sonra o halindeyken açıp , sıyırıp kabını ondan ellerinizin arasına alırsınız . Parmaklarınıza birazdan yayılacak ısıyı beklersiniz . Hani bunu yapıyorsanız bu his ile ilk kez karşılaşacağınızı söyleyemez kimse , biliyorsunuzdur nasıl olabileceğini fakat her daim bir Bebek misali bilmemezliğinize getirip o anları sanki ilk defa tadacakmışsınız gibi heyecanlanırsınız . İşte , emeklemek gibi Fıstıklı 'çukulata' yemek de tutku işi .
Bugün günlerden ne ?
Ayın kaçı ?
Pardon , öncesinde bu ay hangi ay ?
Ah , evet ! Nasıl da unutulur mart ayının yirmi dokuzuncu günü !
Daha öncesinde doğum günüme özel bir yazı yazmamıştım kendime verebileceğim . Doğum günleri işte ? Nasıl bir önemi olabilir ki insanın kendi hayatında bir senenin daha bittiğini belirtmesinden öte . Aslında baktıklarında insanlar hep yeni yıla girerken bir yılı daha arkalarında bıraktıklarını sanırlar . Size de öyle gelmez mi ? Evet , öyle hissedilir ama herkes için yılın bitimi aslen farklı günlere denk gelir yıl içerisinde . Yeni bir yıla girerken bunu kutlamak sadece güzel bir başlangıç için mutlu olmak anlamını taşımalı insanlara . Ona bakılırsa her yeni gün güzel başlangıçları beraberinde getirir , sadece buna inanmak önemlidir . Pasta kesmesem ya da pahalı hediyeler almasam ne olur veyahut da ucuz . Önemli olan anlamlı kılınabilmek ve anlamlı kılabilmek iken ben , sessizliğimle de anlamı bana , bendekini de anlamlı kıldığıma taşıyabiliyorsam mutluyum .
This entry was posted on 18:45
and is filed under
Muzurluklar
.
You can follow any responses to this entry through
the RSS 2.0 feed.
You can leave a response,
or trackback from your own site.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 çentik:
doğum günün kutlu olsun...
Yorum Gönder