Bir kurşun kalem hatırası ...
Aslında nerelerden başlayıp nerelere dek uzanır kurşun kalemin hikayesi ... Bir bilsek ? Mümkün olmaması , mümkün kılmamasından kendisini bilmemiz için . Uzak semalara yolculuklar yapar öyle işte . Biz onu hisseder ama dokunamayız . 'Öğretmenim , hava soyut mudur somut mu ?' Peki ya kurşun kalem ?Parmaklarımın uçlarını kırmızı renklere batırıyorum . Batırıp , yazacakmışım gibi pozisyon aldırıyorum parmaklarıma . Gölgemi kandırıyorum yazarken titrediğim gibi titretirken elimi . Kalemi , parmağımın o nasır bağlamış noktasına tekrardan bastırırmışım gibi duyumsuyor şimdi hareketlerimi gölgem . Uzakları düşlüyorum : kurşun kalemin artık gidemediği uzakları . Hiçbir zaman alıngan olmadı kurşun kalem aslında . Hatta ona , yazdıklarının bir zaman sonra silineceğini söylediklerinde bile ; ama yazdıklarının okunamadıklarını duyduğu o günden bu yana o haberi aldığı noktada oturuyor . Gözlerini boşluğa dikmiş , nice zamandır onun 'soyut' olduğuna inananların efsaneyi devirmelerine aldırış etmeden ...