On Beş Günlük Günlükler(im)
Dosyalara gidiyor parmaklarım usulca . Gidip gidip geliyor desek daha mı doğru olur aslında bilemiyorum da . Gidiyor ama içlerinden herhangi birini seçemeden ellerim bomboş geri dönüyorum . Bakıyorum sonunda o kadar zamandır bana kızgınlığından masmavi kesilmiş ekranın karşısında elime tek bir dosyayı dahi alamamış olarak ben kalakalmışım öylece . Zaman , işte demek ki böyle anlarda yok oluyor aslında varken ve somutken hiçbir şeyin olmadığı kadar . Yine ne yazacaksın bakalım bu gece , yine neler dökülecek teker teker teninden de ben de nelere bakacağım sanki onlar benden dökülmemiş gibi ertesi sabah uyandığımda ? Merak , evet daha önce de böyle demiştim : sadece merak benimki . Kucağıma okuma yazmayı yeni sökmüş o veledi oturtup da söylediğim her cümleyi yeni yeni öğrendiği el yazısında yazarkenki halini gördüğümde hissettim ki aslında bedenim de yaşlanmaya başlamış benim . Peki ama neden ben kendimi kendimde iken böyle hissetmiyorum da minicik bacaksız gelip bana bunu gösteriyor ... Yavrum , sen ne zamandır okuyorsun da yazmaya başladın şimdi o okuduklarını . 'Baba , burnumu ısır .' yaz bakayım ; şimdi de gidip babana okut o yazdığını . Ne , ne oldu da bağırış çağırış yine geri döndün eteklerime ? Baban seni ısırmaya mı kalktı okuyunca :) Ama sen yazmadın mı bunu , babanın burnunu ısırmasını . Tamam , ben söylemiş olabilirim ama el de parmaklar da senin şimdi kalem tutan . Öğretmeni ödev vermiş on beş tatilinde , on beş sayfalık günlük tutacakmış diye . Bize de yaparlardı zamanında , on beş tatilde on beş sayfalık günlükler ... Ve nedense o günlükler hep tatilin son günü telaş içinde yazılır ve on beş gün bir gecede çıkıverirdi ortaya da öğretmen de anlamazdı sanki ! Ne zaman yazıyorsun sen bakıyim ? Geceleri . Geceleri mi , o neden o ? Çünkü bütün gün boyunca yaşadıklarımı yazıyorum ben oraya ... Gör işte ! Çocuk bütün gün neler yaşıyor kim bilir de bir de gece gece oturup onları deftere geçiyor . Sen burada aklına estikçe kaleme kağıda sarın . Diyorum ben , önceden böyle değildi diye ama ...
This entry was posted on 19:40
and is filed under
Kişisel
.
You can follow any responses to this entry through
the RSS 2.0 feed.
You can leave a response,
or trackback from your own site.
0 çentik:
Yorum Gönder