Aslında hayatın içinde sinirlenmesi için varolan o kadar fazla şey var ki insanın . İnsan her an , varolan her şeye sinirlenebilir . Kendinde bu hakkı bulup sinirlenenler yok mu ; var . Onları her gün orada burada her yerde görüyoruz . Maça gidip kafa göz kıranllar , sokakta önündeki arabanın yeşil ışık yandığında bir saniye olsun geç kalkmasına tahammül edemeyenler ... Etrafımız bu hakkı kendinde gören insanlarla dolup taşmıyor mu ! Bunların arasında pozitif kalmak kadar güç olanı var mı peki ? Bir defasında hatırlıyorum , arkadaşlarımdan biri o sinirinden bir şeye ağlarken ben gülüyorum diye karşısında bana bağırmıştı . Ve bana sinir olmaktan öte uyuz olduğunu bildirmişti . Kendimi nerelere koyacağımı ve gözünden nasıl saklayacağımı bilemedim . Ne o garip baş dönmelerinden birini yaşadım azarlandığımda yaşadığım ne de hissedişimde en ufak bir değişiklik oldu . Ama o benim arkadaşım olarak kabullendiğimdi , ve her ne olursa olsun onun gözünün önünde var olmam o an için sinirlerinin bozulmasına biraz daha etki ediyordu . İşte sırf bu nedenle uzaklaştım yanından , başka bir sebebi yoktu . Kollarımı birbirleri içine dolayıp bir köşeden o beni görmeden onu izledim . Önce dudaklarımdaki o gülümseme ile bir süre ama ondan sonra gülümseme amacını değiştirdi . Ben düşünmüştüm ki karşısında gülümseyerek durursam eğer o da bir yerden sonra gülümsememe dayanamayıp unutacak o sinirini ya da hafifletecek kendi içinde bu hissedişi ve gülecek bir yerden sonra . Ama anladım ki o sinirlenmek istiyormuş ya da hayatının herhangi bir döneminde ona bu şekilde davranılmamış . Ama şimdi , onu bu köşeden bu şekilde izlerken gülümsemem önce şefkate daha sonrasında ise kendini kaybolmaya odaklamış . Usulca yanına yaklaşıp izin vermeliydi belki de sadece omuzumdaki bir yere kendini bırakmasına . Geç mi kalmıştım , sanmıyorum . O halde yanına gittiğimde tekrar ve bunu yaptığımda kabul etmezdi ki benim sunduğumu ona . O gün o beni , ben de bazı zamanlarda insanlara sadece kendilerini bırakabilecekleri bir omuzun gerekliliğini öğrenmiştim . Verimli bir gündü . Ne zaman nerede peki ? Öylesine yer edinmiş şeyler var işte insanların sahip olduğu . Güçlü görünmek zorunda oldukları anlar ve ne zaman kendilerini bu güçlü görünme durumundan uzaklaşatırmaları gerektiğini bilmeleri gereken anlar . Elleri kolları bağlı olan bir insanın çaresizce çığlık atışları gibidir o vakitlerde duygular hani insanın içinde . Fırtınalar kopar ama dışarıdan bakıldığında oldukça dingin gözükür . Dudakları söylemek istediklerini gizler de onu tanıyan kimse anlam veremez neyi nasıl demek istediğini . Düğüm düğüm olmak nedir bilir misiniz böyle anlarda ? Ya da hiç böyle anların içinden sağ çıkabildiniz mi ? Benim bahsettiğim güçlüymüş gibi görünmek ama aslında kendinizi kandırmaktan başka bir şey olmayan şu anlar . İnsan pek tabii hisleri doğrultusunda kararlar verme hakkına sahip bir canlı ama dürtüleri ile kendini suyun akışına bırakamayacak kadar da engelleri olan kendi içinde . Önemli olan kendi içinde sahip olduğu tüm dengelerin ayırdında olması ve onları en verimli şekilde kullanmayı bilmesi . Bu aslında pek de farklı değil hani hangi elbisenin altına hangi ayakkabının gideceğini seçmekten . Hangi anlarda , hangisinden ne kadarını katıp ortaya kendiniz ile birlilte çıkarmasını bilmelisiniz . Pek tabii kolay bir iş değil ; ama dünyaya insan olarak gelmiş olan bir canlı iseniz kolay olmasını beklemek kadar saçma bir düşünce olamaz kafanızda yaşamınızın . Doğadaki en karmaşık ve en zor şartlara insan olan maruz kalır ; hani şu kendini yaratılmışların en zeki olarak kabul edeni . Ki öyledir de zaten , benim buna diyecek bir lafım yok . Ama bu kendini kolaya bırakmalar efenim , benim anlayamadığım şeyler bunlar . Gökyüzünden bir yerlere süzülen bir tüy kadar dertsiz olmak ister insan kimi zaman . Onun başında sanki hiçbir dert yokmuş gibi . Keşke Tanrıları duysalar da insanların bu isteklerini tam da o anda yerine getirseler . Madem bu kadar çok istiyorlar bunu ve dudakları arasından çıkmaya dahi cesareti var bu isteğin o halde neden onları insan kılıkları altında tutunmaya zorluyor ki ! Onlar sanıp dursunlar en dertsiz olanın şu süzülen tüy olduğunu . Yaşamak , diyorum azizim , güzel şeydir . Fakat farkına varmak gerkir neresinde neler var . Tüm kavşakları dönülmek için konulmuştur varoldukları yerlere , atlamak isteği ne diye ! Yolları yürünmeli , bu yollarda yaya olanlar sevilmeli . Kızmak .. pek tabii kızılacak olanlara da kızılmalı ama bu anlarda size gülümseyenelere gülümsemeli . Başka nasıl olacak da devam edeceksiniz o zaman : somurtarak mı hayata , diğer karşılaştığınız insanlara ? Somurtuk olarak hatırlanmaktansa kendimi odalara kapatıp insan görmemeyi tercih ederim .