/*Yırtık Sayfalar: Ekim 2005*/

Sayfalar

Kategori:

Uzaklaşırken (üç nokta)




UZAKLAŞIRKEN ŞİMDİ ...

ÜÇ NOKTA BU KADAR ASİL DURMAMIŞTIR HİÇBİR ELDE

BİLİYORUM !!

DİNLE SADECE :

Kategori:

Sadece kendimi tüketene kadar yazmak var bu
gece . Yorulana kadar, bedenim beni yarı yolda
bırakana kadar ya da belki sadece çeyreğine
getirene kadar. Çünkü ne tamamlanır bir yol bu
benim başladığım ne de yarısına gelinebilecek
cinsten . Sadece bir yol yürümek için ve sadece
kelimeler bu benim kullandıklarım yazmak için .
Öyle ki başka amaçları yok sadece yazılmaktan
başka . Olamaz da . Onlar sadece yazılırlar ve tek
tek oldukları zamanlarda ise aslında çok daha
fazla şey ifade ederler grup halinde bir şey ifade
edemedikleri zamanlara göre . Ama ben bu gece
sadece yazmak için aldım kucağıma ekranımı . Ve
bakmak için onun parlak mavi ışığına gecenin
karanlığında . Acaba uzaklardan nasıl duruyor bu
haliyle bir ışık huzmesi gecenin ortasında ? Ve
yine acaba ben de görülebiliyor muyum bu huzme
arasından ? Mavi oluyor mu benim de bedenim ,
bürünüyor mu en sevdiğim bu deli renge ? Nasıl da
diziliyorlar değil mi arka arkaya ? Ne kadar
korkutucu oysa bu kadar çabuk ve bu kadar
çağrışımlar yaparak gelmeleri parmaklarımın
ucuna ... Bu gece aslında çok şey var deniz
aklımda sana atmak için beraberimde getirdiğim .
Bir kere tamam , yanımda o yıldız gözlü çocuk yok
üzerinde sana baktı mı yakamozlar oluşturacak
ama ben buradayım ondan parçalar taşıyan .
Sadece yetin desem sana ... Biliyorum yetinmezsin
. Yoklukla kim yetinebilmiş de sen yetineceksin .
Ama bana kalkıp deniz olduğunu söyleme . Ben de
o vakit sana pınar olduğumu hatırlatırım . Yok
dostum ! Senin benden başka dostun yok . Şimdi
bu saklanmalar niye kelimelerin arkasına ? Al
sessizliğini ver bana kelimelerimi . İstemiyorsun
zaten sen onları , e kullanmıyorsun da . Ne yaptın
bunca zaman onlarla ? Kumlar teker teker gelip
buluyor tenimi . Sanki her biri haberini almış sana
geldiğimin . İstemiyorum ama .. istemiyorum ben
hiçbirini . Sadece yıldız gözlü o çocuk vardı ya
yanımda işte bir tek onu .. Şimdi şurada biliyorum
. Hani senin üzerinde sürekli aynı yerinde
parıldayan yıldız var ya işte o da ona bakıyor şu
anda . Ve sen de bil deniz benimle birlikte , sen
de ona baktığın zaman onun gözleriyle aynı anda
onu görebilirsin o parıltının arasında . Küsme sakın
yıldıza çünkü o zaman göremezsin ay yüzlü , yıldız
gözlü çocuğu daha uzun süre bu sahilde . Evet
bekleme bu sahiline deniz ne beni ne de onu daha
uzun süre . Bu gelişim sana son o olmadan yanımda
. Bu geliş seni üzer bu sahilde . Çünkü sana bu
gelişim senden ayrılışım demek deniz . Bak
ellerime üşüyorlar . Deniz , kalmadı artık
gözlerimde tuzun . Hani o eski deli deli dalgalar
getiren sen ? Sen de aynı değilsin şimdi bak ,
biliyorum , bunu görüyorum ben deniz . Neden
saklıyorsun benden , neden saklanmakla koca
mavini saklayacağını sanıyorsun ? Üşütmek mi
istiyorsun sorguladığım için seni şimdi ? Üşüt o
halde , elinden geleni yap . Ama bil , gerçekler ne
ve sen nasıl da mavi ...

Bırak beni bırak bu gece ben buraya özlemimi
akıtmaya ... Hayır bırak beni bu gece hayır tutma
elimden o soğuk ellerinle . Ayaklarım üşüyor şimdi
. Ayaklarım çıplak ve sen esiyorsun delice .
Üşüyorlar . Ve onlar minikler . Ve sen bunu
biliyorsun . Ve sen yine de deli deli esmekten
usanmıyorsun . Akıl almaz senin yaptığına ama
biliyorsun bir o kadar deliyim . Sen nesin ,
nerelerden geldin ? Beni biliyor musun ? Kendine
bu kadar güveniyorsun . şşş... Sesi dinle .. Geliyor
yine adımları . Kimin mi ? Bilmem . O gölgece
yaşıyor asla göremediğim dedim ben ona bir
keresinde istersen sen de kullan bu adı onun için
ama sana görünürse o zaman sorarsın adının ne
olduğunu ve öyle çağırırız bundan sonra onu .

Bu gece akmaya geldim sayfalara . Damlamak için
her bir satıra . Ve bölmek için kendimi . Ve
bölünmüşlüğüm için her bir ana . Ve beni bulmak
için en fazlada .
Bakmak için gözlerine bir kez şu an . Bakmak için
ellerindeki yansımama . Bakmak için titreyişine
sana dokunduğum vakit içinin . Ve bakmak için
hepsinden öte sana bütün olarak . Kabul et iki kez
tıklatacağım kapını . Aç . Ya da döner arkamı
giderim dememi bekleme . İki kere tıklatacağım
kapını . Açmadığın halde orada bekleyeceğim seni
. Bir gün kendiliğinden açmaya karar vereceksin
ya da açmayacaksın . Unutacaksın beni . Tek bir
kelime yazıp atmayacaksın kapının altından gitmem
için , uzaklaşmam için . Ben sanki orada değilmişim
gibi , sanki üzerine her gün bastığın pas pasın
unutulmuşluğu gibi olacak unutulmuşluğum . Ve sen
tek bir kelimeyi bile çok göreceksin zamanı
geldiği vakit yazmak için . Oysa her gün binlerce
kelime dökülecek dudaklarından . Cümleler
oluşturacak o kelimeler anlamsız bir yığın
cümlecikler . Asil olanın tamamlanmamış cümleler
olduğunu göremeyecek kadar kör bakacaksın çoğu
kez ve çoğu kez yanılacaksın . İnsanlar
yazdıklarını sen onlara uzattığın zamanlarda alıp
çantalarına atacaklar ve sen onlar bunları okudu
sanacaksın . Ama asla verdiğin şekilden başka
şekle bürünemeyecek kağıtların . Kıvırıp rulo
yaptığın haliyle kalacak her biri ve sen bunu
bilmeyeceksin . Böylesine zalim olacak işte
insanlar da sana sen bana bir kelimeyi çok görüp
bıraktıkça beni kapının önündeki pas pasın
unutulmuşluğu gibi benim unutulmuşluğumda . Bir
ders olacak mı bu yazdıklarım sana ? Sen de
okumayacaksın tıpkı insanların senin yazdıklarını
okumayışları gibi benim yazdıklarımı . Ama hiçbir
zaman düşünmeyeceksin senin satırlarının başına
da aynı şeylerin gelebileceğini . Her defasında
bir küçük görüş cezasını başka bir güçlü küçük
görüşle bulur . Ve ben bir gün bu cümleyi bırakıp
yiteceğim kapının önünde . Kokum olmayacak seni
rahatsız edecek olan . Rüzgar arkadaşım var beni
götüreceğini söyledi . Güveniyorum ben ona . Sana
göre ise aptallıktan başka bir şey değil bu güveniş
. Ve bir de güneş var ya tepende , eve o da söz
dedi bana ısıtacak bunca zamandır benim işgal
ettiğim yeri kapının önündeki . Böylece renk farkı
olmayacak artık bir süre sonra benim oturduğum
yerle diğer yerleri arasında kapının . Bir süre
sonra benim varlığımı alıp götürecek ay ışığı , o da
söz verdi bana . Evet , benim doğadan başka dost
olduğum bir başkası yok . Hayır yok senin için . Bu
kadarını bil . Bu kadarı sana yeter . istemiyorum
senin için ilgi çekici olmak . İstemiyorum . Varsa
yoksa seni sıkıntıdan boğmak . Sen , çünkü ,
bundan ötesine layık olamayacak olansın .

Bir canlı var ellerimin arasında . Minik bir kalp
benim hisseden ben , o her attığında . Bir minik
canlı var ellerimin arasında sıcağı sıcağım olan .
Bir de o var . Beni ben kılan , bu hayatı yaşanır
kılan . Bir yaratma gücü var dudaklarında .
Değdiği vakit tenine insanın güzellik yaratan onda
. Ve dokunduğu zaman ilkin farklı kılan insanı .
İnsan olmaktan alıp ömrünü kelebek ömrü kılan .
Kelebek ömrü kadar kısa , kelebek ömrü kadar
güzel , kelebek ömrü kadar yaşanılır , kelebek
ömrü kadar dolu ,ve bir kelebek kadar güzel kılan
. Minik burnunda durduğum sonra oradan minik
kulaklarından birinden bir diğerine uçtuğum
emekleyen bir varlık . İnsanı tüm sevinçlerine
bulayan insan olmasından ötürü , ve sonra oradan
alıp insanı tüm sevinçlerine bulayan kelebek
olmasından ötürü ve sonra oradan alıp kelebeği
teninde onun kokusunu hissetmesinden ötürü
duyacağı her sevince bulayan bir varlık . Yedi gün
...

Ne yıllar var , ne yıl
Ne aylar var , ne ay
Ne haftalar var , ne hafta
Ne günler var , ne gün
Ne saatler var , ne saat
Ne anlar var , ne an
Sadece zamanında var bir kelebek için
Ve kıyıda
da
Sadece zamanında var
Bekleyen Beyaz Tenli Güzel Kadın için !?








Kategori:

kayboluşta

neler oluyor , nerede ne bitip nerede ne başlıyor .
değişiyor , kanıyor , kayboluyor , yeniden
buluyor , tutun(a)mıyor , istemiyor , susuyor .
üzülmüyor , üzüyor daha çok . biri gülüyor .
telefon kapanıyor . sesi esrarengiz çıkıyor .
herkes merak ediyor ama susuyor . neden kimse
çığlıklarını duymuyor . peki bir duyan gelip
dokunduğu vakit omzuna o , neden kim olduğuna
dahi bakmadan arkasında bırakıp kaçıyor . uzak
tutuyor herkesi . istese tersi de olur . istese üç
nokta koyardı bir önceki cümleye . istese büyük
harfle başlardı her birine ve eğer yine istese
vurgu da yapardı kimi yerlerde . bencil oluyor ama
bencilliğ farklı . o da mı farklı . farkında mısın
aslında sende şu an . içinde , damarlarında . mor
düşen mürekkep kağıda kırmızı oluyor . sayfanın
üzerinde kanıyor . sayfa diyor , yazma bana daha
fazla . acıyor o , acısın istiyor sayfa da . telefonu
alıyor eline . sesi bekliyor , gelecek biliyor .
çalıyor karşı taraftaki telefon . açacak mı
demesine kalmadan cevap geliyor karşıdan .
titriyor sesi . dizleri de titriyor . gömülüp o omuza
ağlamak geliyor boğazına takılıyor . neredesin ...
karanlık odada bir tek masa lambası var yanan .
koca karanlık oda karanlık gölgelerinde eşyaların
. ufacık bir kız çocuğu misali bir köşeye sığınmış ,
köşe onu sarabilecekmiş gibi . gölgeler koca elli
adamlar gibi . yalvarıyor içinden , gelecek olan
varsa gölgesini kapıda soyunsun üzerinden diye .
bir gören , bir duyan olsa soğuk duvarlarda
aradığını kendisini . maviyi özlüyor . beyazı sonra .
soru işaretinden nefret ediyor ve ünlemden
vargücüyle kaçıyor sonra . kırmızı diyor da
başkasını bilmiyor . gözlerimi görmüyor ,
duymuyor bir de .siyah halkalardan başka bir şey
görmüyor gözünü kapattığında ve biraz daha sıkı
yumduğunda sokaktaki çukurlarda birikmiş du
birikintilerine damlayan damlalar gibi .
parmaklarının ucundan damlayan kelimeler ufak
birikintilere düşüp dalga dalga yayılıyor çukurun
izin verdiği ölçüde onlara . kendinden kabuk soyar
gibi yaradan kelime soyuyor tırnaklarının ucuyla .
sonra suya bırakıyor . bitsem bir diyor . sonra
yeniden can bulsam . zaman yok , an yok , cevap
yok , soru hiç olmadı sadece zamanında'da
yaşıyor , nefes alıyor onda . narin eli bedeninden
kayıp soğuk-a düşüyor . parmakları . adamı baştan
çıkartan dokunuşları hafızada yer buluyor .
mavisini özlüyor , gece sabah maviyle dönüyor
tenini sarıyor . kimse bilmiyor , kimse görmüyor .
merak ediyor sadece . yaşadığını sanıyorlar ,
sanmaktan öte biliyorlar ve bence bilmekten öte
bildiklerine inanıyorlar . ama o usulca veda ediyor
. kimse tutmuyor . neden diyorlar . tek cümle sonra
onlar bir başkasını ekleyip parçalanmış olanı bir
parça daha parça-lıyor parça parça yapıyorlar . ve
o bencilliğini sırf farklı yaşadı diye anlaşılmıyor ,
uzalşıyor , sğuyor . geceden sabaha mavi dönüyor
gün . tenini sarıyor özlediği mavilik . kimse
bilmiyor , kimse görmüyor , tutmuyor soğuk-a
düşen elin parmaklarından , cesaret edemiyor
belki , izin vermiyor . Kadın geceden sabaha mavi
dönüşte kaybolacak yavaş yavaş . çığlıkları
duyulmayacak kadar onda . büyük harfleri yok ve
de üç noktaları . nefes alışı zayıfladı , aralıkları
uzadı . cümlelerden geçeli çok oldu , kelimeler
terk-et nokta

Kategori:

sadece bir büyük harf ve sadece bir ünlem

Bir oldurabilsem ... olsa bir şu deli beden , bir dursa şu kalp ve sonrasında atmasa bir daha .. atmasa bir daha hiçbir şekilde . ellerimin arasına alıp beklesem onunla birlikte öyle uzunca bir süre . dikkat etmesem büyük harflere ne de paragraflara etmesem dikkat . ne dğişecek bu cümlenin sonuna soru işareti koymasam . elimi attığım vakit olmasa bu tuş yerinde ve olmadığı için eksik yazsam sana kelimeleri . kelimelerim eksik olsa satırlarda ve satırlarda sadece bağlaçlarım olsa noktalar yerine . minik olsa yazım , el yazım olsa her yazdığım . alsan beni sen oradan , kelimelerden . kelimelerime aşık olsan beni görmeden , bana dokunmadan . beni tanısan beni görüp tanıyacağından daha iyi tanıyacağına inansan sıkı sıkıya sana her yazdığım kelimenin arkasından ... alsan ve vermesen bir daha şu elimde tuttuğum aitlik eki almayan , hiçbir ek almayan kalp i .. alsan ve uzaklaşsan buralardan .. iki noktalar konmasa tamamlanmamış cümleler ardından , ne de üç nokta olmasa sonunda devam edecekmişim gibi sanki onlara . bitse ve bittiğini anlasan sen de ben oraya noktalar koymadığım zaman . tek bir tane olsa her yarımdan sonra . yorsa seni okumak tüm bu yazdıklarımı . yorsa bile okumaya devam etsen . bir yerden sonra sıkılsan ve bırakmaya yeltensen . ama sonra rahat edemesen ve yeniden okumaya başlasan yeniden , yeniden , yeniden , . ve ben . koymasam m leri ya da koymsam s leri oralara . ne olurdu ben olmsam burada . olmsam şu satırda . bitmese peki bu hiç .. bitmese .. ben bitmesem senin için . ölmese o . yaşasa sen yaşadığın sürece . peki ya senden sonra . senden sonrası önemli mi artık senden sonra . ne önemi var ki . bitti işte . bir kerede . şimdi barut kokusu burnumun ucunda deme bana . onun için de dilerdi pek tabii özür senden ama anlar mıydın . dilediğim zaman bana ne derdi parmak uçların . bilmek ister miydim gerçekten tüm bu sorduklarımı . hayır . derdim sana eğer sorsaydın bana bu soruyu . ama sıkardım yine seni . bilerekten okumayacağını yine de hiçbir şey olmayan deliğin içindeki hiçbir şeyi anlatırdım sana . okumayacağını , okunmayacağını bilsem bile sadece yazmak için yazardım yine . zarfa koymazdım ne de pencerenin önündeki masanın üzerine kağıtlar uçuşmasın diye bir şey koyaraktan üzerlerine bırakmazdım . sadece bırakırdım . nereye gideceklerini bilenleri gitmek istedikleri yere bırakmak gibi . sadece bırakırdım ve giderlerdi . sadece bırakmak .. gözlerim son bir kez sana bakardı ayrılmadan önce o televizyon tamir ettiğin dükkanda iken sen . son bir kez içerdim seni , sen seni içtiğimi bilmeden o an . belki sorardın bana neden öyle baktığımı . belki sen de bakardın bana benim ne düşündüğümü bilmeden . sadece bakardım sana . izin vermezdi tenim tenine dokunmaya . sadece bakardı gözlerim seni içmek için öyle bir süre . ne çok uzun ne kısa . sonra gidip ilk mektubu ve son mektubu yazardım : sana . beklerdim rüzgar her bir satırı kaldıramazdı . beklerdim rüzgar her bir kelimeyi sürüklesin diye . ama rüzgar kelimeleri de kaldırmazdı kağıtta yattıkları yerden . sadece dener , dener , dener , dener , dener , dener , dener , dener , . savururdum çıkıp balkona hepsini . tüm kelimeleri sana yazılmış olan . onlar gitmeye özgür ama kalmakta ısrarcı . ne biliyor ki onlar . sadece birer kelime .. sadece birer kelime ! savaşırdım belki der top edip kağıtları karşımda göremediğim ama hissettiğim rüzgarla . savaşırdım . sonra ? soru işaretlerini fırlartırdım hatta belki kafasına . kullanmadığım tüm soru işaretlerini . yapmadığım tüm vurguları . cümle sonlarına koymadığım üç noktaları . savururdum sonra bir parça da kendimden . tüm yazdıklarıma koca bir nokta olsun diye . sadece nokta olsun hayatımda diye . hatırlamazdı bile birkaç gün sonra insanlar beni . hatırlarda olmazdı ismim ne de cismim . sadece bir zamanlar soluk almış bir varlık dünya üzerinde . sadece bir zamanlarda kalmış bir canlı iken bedenim . kapatmadan , dokunmasını engellemeden soğuk esen rüzgarın tenime atardım bu defa kendimi duvarlarımdan birinden alıp yatak olana . bakardım tavana bir süre . boyasını düşünürdüm . en gereksiz olan bu olmalı herhalde . o an derdim elimdeki soğuk cisim beni korkutmazdı . ısınırdı hatta bir zaman sonra demir . birazdan patlayacak olan . paragraf yapmış mıydım herhangi bir yerinde . ama .. çoktan bittiler dimi . şimdi neredeler acaba . ıslak , nemli geliyor mu herhangi birine bu esen rüzgar . belki o dur benim kelimelerimden biri belki . belki . belki . belki . belki . belki . belki . belki . minik . ekşi . şeker . yalnız . duygu-sal belki . sapkın . karanlık . öylesine . nedensiz . belirsiz . neresi . esen mi . bilmem ki . bilmem gerekir mi . ben BİTTİ dedim mi . o zaman BİTTİ !

Kategori:

ÖZÜR DİLEMEK

bak Demiş
gör Demiş
sevmek Demiş
ölüm Demiş ...
sonra ağlama Demiş
Dinlememişim ben ...


neden ?

paylaşmak dediğin ise konuşmak ... kendime mi saklıyorum ben yoksa bendekilerin hepsini ? neden sana da vermiyorum bir parça ? paylaşmak dediğin nedir ki ? ben biliyor muyum ?
üzüntü de paylaşılır mı ? peki ya sevinç ? üzülür müsün sen de benimle ben üzüntümü paylaştığımda ? peki sevinir misin sevincincimi paylaştığımda ?
yoksa satırlara baktığın zamanlardaki gibi mi ?

kimi zaman anlamak için satırlara gömeriz kendimizi . kimi zaman ise sadece okumak için bakarız satırlara . kimi zaman kendimi yırtarım sayfanın üzerinde bulaşmaktan öte ona , sinmek için ta derinlerine . kimi zaman karalarım sayfalarca ne olduğu belli olmayan ... hangisi ben'im diye sorarım sanra alıp ikisini de elime : ikisi de ben olurum sonunda . ne biri olmadan ben tamım ne de diğeri . sadece an vardır . sadece an'da yaşar 'ben' olan .

sonra özürler vardır kimi zaman söylenen . anlamsız , kuru kimileri . anlamak istenilmeyen kimi zaman .. bazen de özürler vardır sıcacık akan insanın içine .
hangisinde ben varım ?

'ölüm' için ağlamak olur mu ?
peki ya 'ölüme yaklaşış' için ?

sesim ...
sesim mi ..? neredeydi en son ? bilmem ? el yazmalarım ?
bir tek damlalar var !
bir tek onları biliyorum !
bir tek onlar olması gerektiği yerdeler !
bir tek ..
ben ?
kaybettik ................


Dinozor



an varmış..
yok olmuş..
bir diğeri gelmiş..
aslında O da yokmuş..
ben gitmişim..
kim görmüş?
sokaklarda bıraktım yine her şeyi, beni dinleyen duvarlarım var yine de
labirentlerimde..
aşağıya doğru kıvrılarak inen labirentlerimde..
doğmama daha çok varmış..
dokuz ay bilmem kaç günlükmüşüm doğduğumda ama aslında prematüreymişim bu
koca dünya için..
bi anne aramışım her yerde..
sokaklar, camiler, kiliseler, otobanlar..
daha doğmamalıymışım..
bu ilkbaharmış daha, sancıları varmış, yüreği acıtırmış,
erken geldik dünyaya da çaktırmıyoruz, sen bakma..
gitsek mi kalsak mı..
gitmeye kalksam güneş bırakır mı, kalsam ay bakar mı yüzüme?
sanmam.
'obituary' derler böyle yazılara ingilizcede genelde farklı olur 'obituary'
tarzları ama bu da post-modern bir ölüm ilanı işte..
Şairin dediği gibi "bir varmışız, bir yokmuşuz", bir diğerinin dediğini
eklemliyorum üstüne, yüz küsür sene önce,
ben " olağanın ötesine, bilindiğin haricine" gitmeli miyim olmayan Tanrım?

İlksen MAVİTUNA

Kategori:

minicik harfler kazıyorum derinime

Zaman büyüyor? zaman çoğalıyor gözlerimde ..
Gözlerim zaman doluyor ve
Gözlerim
Zaman boşalıyor bir süre sonra.
Başlamak istiyorum
Yazmak
Minicik harfler dizmek satırlara
Sonra
Sen , diyorum
Okuyamaz mısın bu minicikleri ?
O zaman
Siliyorum
Yırtıyorum sayfaları ya da
Bekliyorum

Bekleyiş , diyorum ,
Bu , bizimki sonsuz .
Nereye dek ve
Ne zaman biter ?
Sen bilmiyorsan
Ben hiç bilmiyorum

Avucumu açıp sana
İçinde sakladığım
İçinde gizlenmiş
Her ne varsa
Versem ..
O zaman ?
Ya o zaman ?
Damla damla damlasam sana
Yağmuru olup bedenimin ,
Yumuşacık olup değsem tenine
Belki sonra
Kar tanesi olur
Beyaz Tenli Kadın
Ve
Erir sıcağında ?


Beyaz Tenli Güzel Kadın

Kategori:

An gelir kapanır gözleri ..

dizeler vardı küçük harfle başlangıçların gölgesinde büyüyen ...

İlhan ...

şimdi kendi ellerimle boyadığım küçük bir kutu içinde küçük harfle başlayan dizeler

okyanus var

okyanus arada ...

Kategori:

Minik ayaklar

Minikler ? Minicikler ?
Minik kağıtlar ellerimde . Ne masanın başındayım ne de minik kağıtlar başka bir yerde .
Eskilerden kalma arkası boydan boya dikişli külotlu çoraplarım ..
Minik ayaklarım ..
Parmak ucuma kalktıkça kasılan ..
Ve ,
Ben hareket ettikçe titreyen gölgem gecede .
Bakışlarım sert ,
Bakışlarım baktığım an?da .
Anlardan ibaret gölgelenmelerim ..
Ve
Sıçrayışları bedenimin
Ve sonra düşüşler
Ve sonra yükselişler parmak uçlarında
Ve hissediş gerilişi
Ve hissediş son buluşunu
Ve başlangıç
Ve bitiş .
Gölgesinde elinin ?
Zarif ve tutulası
Tutulası ?
bAŞKa ?


Beyaz Tenli Güzel Kadın

Kategori:

Artık sadece alıntılar var ..

'Hiç bu kadar mutlu olmamıştım , doğayı küçücük çakıltaşlarına , ufacık otlarına kadar duyumsayışım hiç bu kadar içsel olmamıştı . Buna rağmen kendimi nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum , tasarlama gücüm öylesine zayıf , her şey savrulup gidiyor ruhumda , hiçbir taslağı yakalayamıyorum ; ama biraz kil ya da balmumuna sahip olmayı hayal ediyorum . Balmumu şekillendirmek isterdim . Eğer uzun süre beklemem gerekirse kille de idare edebilirim , yoğuracağım ve hamur kıvamına gelecek .'
Goethe
Beyaz Tenli Güzel Kadın

Kategori:


Zaman ...
Akıp giden parmakların arasından ..
Kum taneleri gibi zaman avuçlarımda ..
Teninde yaşayan tüm duyguları : ben .

Gün bugün , Günaydın deme vakti bana gelmiş ise eğer ; Günaydın !
Yaşadığım sürece gereksiz yere kullanacağım bir kelime olmadığına dair bir şey söyledim mi ben şimdiye kadar bu satırlarda ? Sanırım ...
Sanmaktan öte bilmeye ne dersin ?
Evet o benim :
emekleyen , emeklemeden nefes alamayacak olan . Neden mi emeklemek ?
Yazmak için yetişkin olan parmakların çocuk tenine bürünmesi gerekir de ondan . Tenin çocuk teni olduğu vakit hissedişinde , ruhunu ele geçirdiği vakit bu hissediş uzanır işte o vakit parmakların kaleme . Beyaz Tenine Yırtık Sayfalarını saran Güzel Bir Kadın olur sonrası belki ...
Beyaz Tenli Güzel Kadın

Kategori:

Orada olsaydın bunları söyleyecekti dudaklarım :

orada mısın
hımm..
sana bir şey yollamak isterdi parmaklarım
etkilemek belki hepsinden öte geleceği ..
ve bir kadın olmak yaşamında ta en başından bilmediğin ne varsa sana sunacak olan sadece dokunamadığın değil , dokunup koklayamadığın ..
Bir 'o' vardı eskilerde , şimdi bir de ben olacak yakın geçmişte ..
Ölmek için neden erken olsun ?

Beyaz Tenli Güzel Kadın

Kategori:

Garip ... Parmaklar ... Tetikleyici ... Ve ben ...Ufaldığı ölçüde ...Şizofren bizler ...Senin , onun için yazacağını ...

Aslında garip olan ne ben , ne sen ne de başka bir şey . Garip olan , garip gelen bize tüm bu hissedişler . Bir anda hayatlarımızdan birine bir şey dokunuyor . Bilerek ya da bilmeyerek ve o hayat diğerlerini etkiliyor . Kalkıp , bir yerden bir diğerine gidiyor hissedilen her ne varsa orada , içeride . Seslenişler duyuluyor ardından . Ardı arkası kesilmeyen seslenişler . Sonra , tanıdık bir el gelip bir yerlerden dokunuyor duvarlara . Duvarlar ürkek , duvarlar duyarlı . Kaçırıyorlar kendilerin , kaçıyorlar bir adım geri .

Anlaşılması zor geliyor , anlaşılması zor gelmiyor . Kafa karıştırmıyor aslında ; biliyor bunların tümünü ben . Biliyor bunları ? Elimden kelimeler kayıyor , toprağa düşüyor kelimeler . Kelimeler kayıyor toprağa saklanmış ruhların üzerine düşüyor . Soyuyor topraktan ruhları , ayıklıyor . Su damlaları tenime değerken ruhlar kelimelerimi topluyor ama ben bilmiyorum . Sessiz adımlar , sessiz soluk alışlar .

Kendi yazdıklarımdan alıntılar yapıyorum . Zihnimde üst üste yan yana duran her ne varsa yeniden dağıtıyorum onların arasında girip ve dilediğimi arasından çıkartıp onu kaleme alıyorum .
Garip ?

Elim kaleme nadir gider birine hitapta bulunarak yazmak için . Mektup yazamam asla , gelişmemiş bir yetenek . Beceriksiz girişler yapar parmaklarım . Merhabalarım asla merhaba olmaz onları ben yazdığımda . Selamlama asla sıradan olmamalı yazıldığı vakit , kaçıncı kez olursa olsun . Asla sıradan olmamalı ve de elveda sayfanın sonundaki .

Parmaklar ? Benimkileri ben perdelere sakladım . Ama parmaklar var benimkilerden bağımsız , benim parçam olmayan . Ve dokunuşlar var onların yarattığı . Tıpkı dokunuşların satırlarıma can verişi gibi .

Nadir gider elim kaleme birine hitapta bulunarak yazmak için . O kişi dokunacağı yeri bilmeli parmaklarının ucundaki kelimeleriyle . Tetikleyici ?

Ve ben ?

O andan sonra oynamaya başlar kalemim soluk ışığın gölgesini alarak arkasına bedeninin . Mor mürekkep beyaz sayfayı kirletir . Dans başlar gecenin içinde ; gecenin içinden taşacak olan .

Ufacık olup da bedenim sığındığı vakit kalemine ve kağıdına ?sanki onu gecenin karanlığından saklayabileceklermiş gibi- sessizlik çöker odaya . Sessizlik hüküm sürer dört bir yanında . Minik beden ufaldığı ölçüde devleşir aslında .
Ufaldığı ölçüde ?

Yorgunluk mu kafamızı bi? milyon eden ? Sanmıyorum . Biz , kafamız bir iken biz olamayız asla . Hep bi? milyonlardayız . Şizofren bizler ? Akıl hastanelik olduğumuzu düşünmüyor değilim bazen . Yazarak Delirenler olur çıkarız biz de . Başka büyük onur göster bana ? Hani nerede ? Onu ben kabullenmedim . O , başkasıdır .

Yazdın yazdın da ne yazdın hani onun hakkında ? Gitmiyor dedim ya parmaklarım başkasına hitap ? Anlaşıldı .. Bırak , çekil oradan .

Bölünmüşlüğümden içimdeki varlığa ;
Beceriksizce atılmış adımların izlerini unut arka sayfadaki . Zamanını bilmeden bıraktığı avuç dolusu kelime bir anda . Aslında her şey senin , onun için yazacağını bilmesinde .
Senin , onun için yazacağını ?

Kategori:

Başlangıçtayım yine ..

Yine oradayım , bak ! Yine başlangıçtayım . Bitmeyen ; başlangıçlar yapmak değil mi zaten yaşamım ? Ne zaman , ne üzerine , ne vakit ?

Sayfalar mı var yine gözlerimin arkasında ?
Sayfalar mı var parmaklarımın ucunda ?
Geliyorlar mı ?
Gelsinler , Kebulümdür !
Gelsinler ,
Ben yine başlangıçtayım
Bak !

Kategori:



Uzun sandığı zaman aralıkları ...
Sarı sayfalar ....
Aralarında beyaz olanlar ....
Beyaz olanlardan arka arkaya dizilmiş olanlar ...

Zaman geçirmeden koyulmalı işe . Şimdi arkada bıraktığım yollarda benim için türküler yakılmakta . Kumaşlar uçuşuyor rüzgarın kollarında , biliyorum . Benim kokumu taşıyor her biri . Ellerimi attığım vakit kumaşlara , kokumu çalan kumaşlara ... Sesimi duyan olacak mı bağırdığım vakit ? Ya da daha önce bağırdığımda bir duyan oldu mu sesimi ?

Çığlık...
Sessizliğin içinde minik adımlar ...