Eros yaşlandı. Zaten hepsi onun başının altından çıkıyorudu . Şimdi ne olacak ?
Vesperange:Şimdi şu meleklerle ok atma işine ve insanları birbirlerine aşık etme işine gelelim
Gamange:Bebekler demiştin
Vesperange:Bak aklından çıkart onu tamam mı ?
Gamange:Neyi
Vesperange:Melekler konusunda herşeyi anlatabilirim sana istersen ama en önemli konu ve hassas olan aralarında ayrım yapmandır misal bu senin bahsettiğin işle ( yani ok atıp insanları birbirlerine aşık etme işiyle ) o reklamlarda gösterilen algida
meleği değil eros ilgilenir Ama Eros uzun zamandır -yaşlandığından olsa gerek iyi seçemiyor ve isabetli atamıyor oklarını yanlış insnalar birlikte oluyorlar
Gamange :Bir Yaz Gecesi Rüyası'nda Shakespeare'in karakterlerine birbirlerine cinler periler aşık etmiyor muydu ?
Vesperange:İşte bundan dolayı şikayet mektuplarını okumaktan bıkan Melekler Şehri başkanı onu emekli etmeye karar verdi fakat
bu süre içinde yeni bir eleman bulunması gerekiyor .
Gamange :Yeni atamayı kim yapıyor ?
Vesperange:Atamayı bizim şehir başkanı yapıyor : Yaratıcı . Tanıyor musun ? İnsanlar genelde ondan Tanrı ya da Allah diye bahsederler. Ya mutlaka duymuşundur
Gamange :Bilmem sizin oralara çok yaklaşmış gibiydi Shakespeare Yaratıcı'dan bahis ederlerken duymuştum. Basit ama duygu yüklü .
Vesperange:İşte o yapıyor atamaları .
Gamange :Evet kimi atadı peki ?
Vesperange:Henüz o kadar çılgın birini bulamadı. Bakma sen Eros yaşlı maşlı ama çok çılgındır . Bir tane aday var şimdilik. Yani düşünüyor hala onun üzerinde. Bunu kurul üyelerinden duydum sen kimseye benim söylediğimi söyleme . Gizli bir şey bu: Dünyaya bir bebek olarak gelecekmiş
Gamange :Yani genç ve çılgın ama herahlde özgün birini arıyor kurul ?
Vesperange:Bu biraz farklı . Böyle poposuna bezi bağlı ortalarda dişlerini kaşıdığı alet ile birlikte dolaşacakmış ama o aslında Eros'un oklarıyla aynı görevde olan bir araç olacakmış
Gamange : Çok güzel
Vesperange:Yani aradığı özellikler
Gamange :Peki ne zaman gelecekmiş ?
Vesperange:Biz nitelendiremeyiz
Gamange :Yani daha n'için bekleniyor ki ?
Vesperange:Şartlara uyum sağlayacak mı diye
Gamange :Nasıl melekler de mi insanları nitelendiremiyor ?
Vesperange:Melekler insanları nitelendirebilir ama bu başka bir şey yani Bebek işte. Bebek insan sayılmaz
Gamange :Ama bebek melek de sayılmaz
Vesperange :Daha başlangıçtadır insan Bebek olduğu vakit . Yani Melek henüz kucağından bırakmamıştır onu
Gamange :Yani alışkanlımklar mı bizi insan yapıyor ?
Vesperange:Bebek meleğin kucağında bekler bir süre bu süre zarfında Bebek insanın yani onun büyümüş halinin ona getireceklerinden korunur anlıyor musun ?
Gamange :Belki elimizde olsaydı Bebek olarak kalırdık her birimiz ?
Vesperange:Öyle demeyelim .Bizi insan yapan diğer insnaların yaşadığı bu dünya desek daha doğru olur .Ama işte bizim elimizde olmuyor kimi şeyler. Bak şöyle bir görüş vardır : İnsanların tümü dünyaya bebek olarak gelir fakat bir süre sonra bebek olmaktan çıkarlar ve büyürler işte bu noktada bebekken sahip olduklarını kaybederler ve daha sonra içlerinden kimileri - yaratıcı ruhlu olanları - diğerlerinden farklı bir yol çizerler kendilerine ve bunun gereği olarak tekrar bebek olmaya çalışırlar
Gamange :O zaman kimin elinde meleklerin kucaklarından kaymamak?
Vesperange:Kimsenin elinde değil
Gamange :Filozoflar meleklere daha bir yakınlar öyle ise ?
Vesperange:Önemli olan kayıp düştükten sonra bu çabaya girmek
Gamange :Evet belki de insanlığın sırrı gerçekten kaybettiklerimizin ardı sıra gitmek
Vesperange:Güzel bak anlaşılıyor , çok zor değil .
Gamange :Peki bebeğin tayin edilmesi gerkmeyecek mi nasıl bütün dünyaya aşkı dağıtacak sadece emekleyen bir bebek ? İnsanların dünyası insanların duyularına göre çok büyük
Bebeğimiz zamana karşı koyabilecek mi ? O da meleklerin kucağından kayacak istemeden
Vesperange:Bu noktada Bebeğin zamana direnebilmesini istersen Shakespeare ile açıklayalım . Tıpkı onun yarattığı karakterlerin günümüzde de yaşıyor olması gibi bu kalıcılık , yaşanmışlık ile gelecek ona .İşte burada Bebeğin aşkı nasıl dağıtacağını anlatacağım şimdi sana .
Basit bir cümle aslında : Aşkı yaşayacak ve insanların bunu görmelerini , kayıtlara geçirmesini sağlayacak .
Gamange :Yani örnek bir aşk fikri ile mi
Vesperange:Tıpkı Shakespeare'i nitelediğin gibi : basit bir cümle gibi görünüyor fakat duygulu yani içi dışı gibi değil . Fakat , bu aşk pek tabii aşk olarak nitelendirilmeyecek çünkü bizim bildiğimiz aşklardan olamayacak asla çünkü bizim aşkı nitelediğimiz sözcükler bizim tarafımızdan kirletilmiş olanlar ve pek tabii aşklarımız da
Gamange :Ama fantastik bir romanı parçaladığımızda bile insanların yaşadıklarını farklı bir puzzle ını görülür o kadar.
Vesperange:Her ne olursa olsun bu , varolacak olan o duygu bütününün farklı olacağı , daha önce görülmemiş olacağı gerçeğini değiştirmeyecek . Zaten bu böyle olmazsa Bebek Eros yerine geçmiş ne anlamı kalır , ne farkeder?
Gamange:Peki bebek göstereceği aşk idea sı ile nasınl bütün insanlığı etkileyecek ?Shakespear okurken sıkılanlar ya da bayağı bulanlar varken .
Vesperange:Shakespeare nasıl etkilemiş insanları ? Ama herkes bilir bugün bir Romeo yu
değil mi ?okumayanlar dahi .Shakespeare adını duymayanlar yok mudur pek tabii vardır ve varolacaktır .
Gamange :Ama o aşkın bu kadar aşk olmasının sebebi yaşanmamış olmasıdır çünkü yaşanan aşklar değerlerini yitiriler . Acı ama biz insanoğlu dediğin gibi eriştiğimiz seviyeleri maddi ve manevi kirletiyoruz . Onlar aşklarının belki doruğunda öldüler . Aşk yaşanmamalı demiyorum ; ama yaşandıkça sozsuzluğunu yitirioy diyorum . Romeo bizce hep Julieti sevecek Eğer beraber yaşasalardı kavga edeceklerdi . Hayranlıkları belki zarar görecekti ?
Vesperange:Bak burada yine insanlar tarafından yaşanmış olanlara takılıp yorumlar yapıyorsun . Bizce kavgasız bir ilişki nasıl bir ütopya ise sonu olmayan aşklar da öyle bir ütopya işte ama bizim belirttiğimiz yani bebeğin getirip yaşatacağı aşk diğerlerinden farklı olacak
yoksa kutsal bir güce yakışır mı ?
Gamange :Ama , bunu herkes yaşayamayacak sonuçta özgür irade var. O , ütopik sadece bebeğe has olacak
Vesperange:Sanki Eros'un yaşatmak istediği biçimde yaşıyor aşkı herkes . Komik olmayalım . O , okunu atarken yalnızca iki insanın birbirini bulmasını kolaylaştırıyor o kadar . Ama onun yaşatmak istediği biçimde yaşamadı insanlar asla aşkı .Bundan dolayı ömründe az bir sürede olsa bu değer bilmeyen insanları mutlu eden Eros bir kez dahi mutlu olamadı onlar kadar kısabir süreliğine buna ne diyorsun ?
Gamange :Madem sonu hep bildiğimiz gibi bitecek o zmn insanlar rastlamasalar birbirlerine nasılsa oksuz da bulabilirler birbirlerini . Kendileri şeçse de ya da Eros'un okları yaksa da kalplerini sonunda yine insan olmaya köle olup duygularına yenik düşüyolar
Vesperange:Sonunun hep bildiğimiz gibi bitmesinin nedeni bizim öyle istememizden kaynaklanıyor . Herkes bir diğerinin aşkına özeniyor ve onun yüklediği anlamları kendi yaratacağına yüklemeye çalışıyor yani taklitçilikten .
Gamange :Bence asıl temizlik insnlrda başlamalı . Çünkü oklar da yetersiz kalıyor bi süre sonra . Antibiotik gibi geçici bu oklar da
Vesperange:Tamam , Bebeğin yaşayacağı aşk bir ütopya olacak diğerleri için fakat eğer Platon un ideal devleti olmasaydı ona ulaşmak için insanlar bir çaba gösterecekler miydi sence ?
Gamange :Ama ideal devletin ideal olmadığını bilioruz
Vesperange:Ya da insanlar Platon çıkıp bu ütopyasını ortaya atmasaydı bunu düşünebilecekler miydi ?
Gamange :Çirkin insanlar çoğalamnmazlar bun da bir ideallik yok ki
Vesperange:Kendi içinde tutarlı olan bir parçayı alıp sanki bu önermenin tümü anlamsızmış gibi sunamayız insanların önüne .
Gamange :Tabii ki filozofların devleti yönetmesi güzel olabilirdi ama bunun için uğraşan yok şu an . Hayır genetik bilmeyen Platon için ideal bir devlet belki pek çok fikri ideal . Zaten Platon meleklere yaklaşmya çalşan biri idi ama kutsal biri deilsi
Vesperange:sonuç olarak bir şekilde öyle ya da böyle insanları düşündürüyor . Bak biz bile şu anda üzerine konuşurken hakkında
düşünüyoruz . Eleştiri yapmak böyle bir şey işte .
Vesperange:Sonuçta ütopik olan şeylerde önemli olan zaten budur çünkü insanlar bilirler bir şekilde varolan düzenle ulaşılamayacağına bu ütpyaya . Önemli olan üzerinde düşünmektir
Ve Bebeğin aşkı da böyle olacak işte ; üzerine düşünülmesi gereken , düşünülüp çıkarımlar yapılacak olan . Pek tabii normal olan bir insana aşık olması beklenemez Bebeğin çünkü o noktada yaşananın ütopik olması biraz zor olur
Gamange :Anlıorum yani üzerinde düşünülen bir aşk
Vesperange:Evet
Gamange :Ama nasıl yapabilir ki bunu bie Bbek
Vesperange:İşte bundan dolayı Tanrı Bebeği göreve atamadan önce bir Meleği melek olduğunu unutturarak ona ve tüm yetilerini alarak ondan insan kılığına sokacak onu ve bunu yaparken üzerinde o kadar titiz bir çalışma sürdürecek ki Melek dahi anlamayacak onun bir zamanlar melek olduğunu . İşte bu sırada Bebek gelecek dünyaya
Tamam , bak şimdi ona Bebek diyoruz ama gerçekte Bebek olmayabilir ismi Bebek
yaşı bir bebeğinkinden büyük olacak pek tabii
Gamange :Ama nasıl olur üzerinde titiz çalışılmış bir varlık değil mi şimdi söz ettiğimiz ?
Vesperange: Yani onu tanrı melek halinden alıp insan haline koyana kadar bayağı bir çalışacak ki üzerinde diğer insanlar farketmesin , kendilerinden sansınlar
Gamange :Peki bu bebeği gayet normal insanlar doğaracak yani gnetik kendini aşacak . Belki fiziksel olarak değil ama ruhu bir melek gibi olacak. Onu harcamazlar mı bu dünyada ? Mesela safları çok üzüyolar.
Vesperange:Muhhammed'i de normal insanlar doğurmuştu hatırlatırım
Gamange :Ama Muhammed Den peygamber olarak konuşuoruz
Vesperange:T amam bundan da melek Bebek olarak konuşuyoruz sonuçta ikisinin de ruhu nurlanmış . Devamını anlatayım mı ?
Gamange :Umarım bu bebeğin ütopik öğretisine tanık olurum . Evett lütfen .
Vesperange:Bebek gelip Melek olan ama Melek olduğu unutturulmuş o insanı bulacak ve ona aslında onun bir melek olduğunu anlatacak .önceleri pek tabii kabullenmeyecek insan olduğunu sanan melek ama daha sonra Bebek bunun için kanıtlar bulacak ona . Sonunda Bebek Meleği inandıracak Melek olduğuna . İşte ondan sonra yaşama nedenlerinin aslında sadece yaşamaktan ibaret olmadığını , yaşamalarının yegane sebebinin insanlara deminden beri bahsettiğimiz aşkı göstermek olduğunu anlatacak
Gamange :Peki bunu melek olduğunu unutmuş tüm insanlara mı yapacak ? Yani meleklerin benliklerini bu dünyada unutmaları insan kılığına girmeleri aşk için ?
Vesperange:Onlara inanmamız gerekir
Gamange :Ama insnların bazılarının melek diğrlerinin onlardan bilgi lacak sadece insan olduklarını düşünmek istemiorum
Vesperange:Bunu henüz görmedin bundan dolayı inanmıyor olman çok normal üzerine düşün biraz ütopyaların amacı bu .
Aramızda geçen bu konuşmayı yayımlama kararımı onaylayan Billur BAŞERAS'a katkılarından dolayı sonsuz teşekkürler ...
bir cevabı olan var mı ?
Bir kaç soru var kafamda. Aşk neden zor bulunur? Ve neden çabucak kaybedilir? Acaba biz zavallı insanlar mı onu bulamayız, yoksa bu fani dünya da hiçbir şeyin değerini bilmediğimiz gibi onun da değerini bilmiyoruz, bilemiyoruz? Ve nasıl oluyor da, gelip bizi bulunca, esrar gibi girip vücuda, acıları hissetmiyor, uyuşturucu toz pembe dünyalara götürebiliyor ?
Bazen yağmurlu bir günde başlıyor aşk:
Sırılsıklamsın, üstündekilerden tenine geçiyor ıslaklık. Soğuk içine işliyor. Üşümek...
Yalnızlığının üşüme, titreme nöbetleri rahat vermiyor. Doğduğundan beri birçok insanı sevmişsin; anneni, babanı, kardeşini, arkadaşlarını... Sevgilini sevmişsin, sevgilerinin en masumlarıyla(?) . Ve bazen ağzın yanmış, bazense çok mutlu günlerin, gecelerin peşinde olmuş. Dolunayda, mehtaba yalnız bakmamanın huzuru olmuş içinde.
Aradığım bu değil benim. Soğuk işliyor iliklerine; gerektiğinde şelale gibi gür, hırçın; gerektiğinde ise kuru toprakların içinden doğan bir ırmaktan bir damla düşüyor burnuna... Oradan karışıyor yağmura; doğduğu topraklara dönüyor.
Eros. Sevgili dost... İnsanlığın kurtarıcısı Tanrım. Sen değil misin, koskoca kalabalıklarda, yahut bir balıkçı barınağında, limana sığınmış tekne gibi bizleri bulan, ve aşk denizine sürükleyen. Belki sen, cevap verebilirsin bana: Neden Eros? Niçin aşk, insanları bu kadar ilgilendirir? Neden bu anlaşılması zor denklemi çözme çabası durmadan süren? Bana sen cevap vermelisin; çünkü Ademoğulları, hala çözemedi bu soruyu. Hem onlar şu ara başka sorunlarıyla, savaşları, kavgalarıyla uğraşıyor. İnsan öldürmek haksızca, umarsızca aldı başını gitti; insanlar şu ara bu furyaya katılma çabasındalar. Senin o güzel, yumuşacık sevgi dolu, aşk dolu, en güzel insanî duygularımızı bize veren okların, onların üstündeki tüm etkisini kaybetti. Sen de yeni, daha etkili silahlar üstünde çalışmalısın. Örneğin bir aşk bombası yap; içini sevgiyle, kardeşlikle, aşkla ve paylaşmanın gerekliliğini anlatacak sözlerle doldur lütfen. Belki yirmi birinci yüzyılın evlatları, üvey evlat zannettikleri etraflarındaki insanları ancak böyle severler.
Sana, aşka o kadar çok ihtiyacı var ki kardeşlerimin, sana sorduğum sorumun cevabından vazgeçtim. Senin çok işin var; bu öldürme, tüketme açlığındaki kullarını doyurman lazım. Ben sorumu bir başkasına soracağım.
Belki ondan bir cevap alabilirim. Karısına, en sevdiği karısına aşkıyla, bana da örnek olan insana sormalı bu soruyu. Nazım'a...
Piraye'ye aşkıyla, ona yazdığı şiirlerle kanıtlıyor bana ne kadar güzel şey olduğunu şu aşkın. Demir parmaklıkların arkasında dahi olsa, aklı ve gönlünün hep O'nda olduğunu belli ediyor dizeleriyle:
O şimdi ne yapıyor
şu anda, şimdi, şimdi?
Evde mi, sokakta mı,
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
Kolunu kaldırmış olabilir,
-hey gülüm,
beyaz, kalın bileğini nasıl da çırılçıplak eder bu hareketi!..-
O şimdi ne yapıyor,
şu anda, şimdi, şimdi?
Belki dizinde bir kedi yavrusu var,
okşuyor.
Belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir,
-her kara günümde onu bana tığış tığış getiren
sevgili, canımın içi ayaklar!...-
Ve ne düşünüyor
beni mi?
Yoksa
ne bileyim
fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
Yahut,
insanların çoğunun neden
böyle bedbaht olduğunu mu?
O şimdi ne düşünüyor,
şu anda, şimdi, şimdi?...
Bir hükümlü, içerideki yaşamında dahi, dışarıyı, aşklarını düşünüyor, kafa patlatıyor neler oluyor duvarların arkasında diye! Ve sadece aşkı için değil, memleketi için, insanları için kafa patlatıyor -düşünmesi yasak olmasına rağmen-. En iyisi sizi de ebedi ikametgahınızda rahat bırakmak sevgili Nazım Hikmet Amca. Bu soruyu bir başkasına sormalı ama kime. Bu cevabı bilen, bulan kaç kişi olabilir ki şu dünya üzerinde? Einstein, İzafiyet Teorimi'ni ve daha pek çok kuramı getirmiş olabilir yeryüzüne. Fakat Dünya'da hiç kimsenin cevaplayamadığı sorulara o da bir cevap bulamamıştır. Yaşamın sırları, aşklar, insanın duyguları ve daha pek çok sorunun cevabı saklıdır bir yerlerde.
Ve bir kadın gözlüğünden aşk yine aynı gözüküyor. Sadece biraz daha duygusal, biraz daha korkulu bir bekleyiş var cephenin bu tarafında. Kaybedilen her neferin ardından bir yenisi hazırlanıyor. Maalesef kazanan iki taraf; ve kaybeden yine aynı ikisi..
Bir kadının gözünden aşk diyorsun , kalemi elime tutuşturup karşımda dikiliyorsun . Dostum yanlış bir kadına yanlış bir soru soruyorsun . Bir kadın senin aradığın fakat hepsinden önce sıradan bir kadın . Ve bir cevap istediğin bu kadından . Bulamayacağından bu denli eminsen bir de sorarım sana neden sıradan bir kadın istiyorsun cevaplandırması için ?
Evet , kim görmüş aşkı yolda yürürken ya da kim seslenmiş bir tanıdık gibi arkasından ? Akılları karıştıran kısa soluklu bir oyun olmadığını düşünen kaç insanla tanıştın , kaçının kelimelerinde arındın ? Turgut'um , sana bu hayatındaki en güzel hediyeyi , bu sorunun cevabını veriyorum : Aşk diye bir şey yoktur .
Aşk yoktur aslında . Eros bir hayalden başka bir şey değilse okları olmuş neye yarar ? Shakspeare'in anlattığı , Balzac'ın yaşadığı aşk değil . Aşk insanların uydurmacası , bahanesi birbirlerini tüketmekte kullandıkları . Ve sevgi kelimesi kırmızı yastıkların , ayıcıkların üzerlerine sıkıştırılmış , bu uğurda kirletilmiş olmaktan öteye geçmeyen . Nasıl ki devletlerin sömürge elde etmesinin adı oraya barış götürmekse insanların birbirlerini sömürmesinin adı aşk olmuş . Senin sorduğun aşk değil Turgut'um . Senin merak ettiğin çok daha temiz bir duygu ve henüz ismi olmayan .
Sahiplenme , kıskançlık , ihanet , sadakat , hesap verme , öpüşme ya da sevişme değil onu var eden . Varlığı salt sevgiye bağlı . Varlığı salt bir bebeğe ve bir meleğe bağlı .
Bebek , önyargıları olmayandır . Her şeye farklı bakar , gördüğü her ne varsa onun için yenidir , keşfedilmeyi bekler . Sevgi de bunlardan biridir . Kelimeler ona olduğu gibi , çıplak halleriyle ulaşır . Kelimeleri sevgisiyle donatır . Sevildiği ölçüde sevmeyi öğrenir , sevildiğinden daha çok sever .
Melek güzeldir , kutsal olandır . İnsan kılığına büründükleri rivayeti ortalarda dolaşmaktadır . Melek koruyucudur , sevgiyi kelimelere sığdıramayandır . Senin cevabını aradığın sorunun yanıtı bir bebek ve bir meleğin birlikteliğinde saklıdır . İsimsiz .
Aşk, bir saat gibi galiba. Zamanı gelince, herkes için çalacak; herkesi uyarıp uyandıracak. Ve o ana kadar insan derin uykusunda yalnızlığın. Bazen ömrü geçiyor bu bekleyişte, bazen birkaç dakikası; ama eninde sonunda bir S.S.K. hastahanesinde, doktor kuyruğu bekleyen vatandaşlarım gibi bekliyor insan evladı. Bu dünyada nefes alan tüm sıradan insanların tatmayı istediği ve istedikleri ölçüde elde ettiği bir şey aşk belki de...
Bir sonuca varmak zor. Hem o kadar şair, yazar, ve alelade binlerce, milyonlarca insan bu soruyu ararken benim bulmam da zor. "Onlar bulamamış, ben hiç bulamam!" diye bakmıyorum; ama bu yazıda ve bu yaşta bir cevaba ulaşamayacağım apaçık ortada duruyor. Bense vazgeçmeyeceğim arayışımdan. Ve belki bir gün, yeniden yazdığımda cevabı okursunuz.
Paul Eluard bir şiirinde şöyle diyor:
Kapılar tutulmuş
Neylersin
Neylersin içerde kalmışız
Yollar kesilmiş
Şehir yenilmiş
Neylersin
Açlıktır başlamış
Neylersin
Elde silah kalmamış
Neylersin
Karanlık bastırmış
Sevişmezsin de
Neylersin...
İşte böyle; yapacak fazla bir şey yok. Bizler fakat mağrur dolaşıyoruz. Aslında savaşı kaybetmişiz, küçük bir başarı kırpıntısıyla kendimizi muzaffer ilan ediyoruz. Küçük mutlulukları yakalama kılavuzu, kutsal kitabımız olmuş; her zamanki küçük hesaplarımıza alet ediyoruz sevgimizi de.
Hayır Turgut , biz savaşı kaybetmedik . Savaşımız bu soruyu cevaplandırmak , cevaplandıramasak dahi arayışında olmak . Aradığımız bir bebek ve bir melek gökyüzünde gezinen , yere basmaya layık olmadıkları için göklerde yaşayan . O denli saf ve saf olduğu ölçüde kutsal olan bir duygu aradığımız . Öyle ki sen bir bebek olamasan ve ben bir melek olamasam dahi isimsiz olanı bulabilmek önemli olan . Küçük hesaplarımız için kullanacak sevgimiz yok bizim gibilerin ve başkaları adına konuşmayı bırak . Sevgimizin her damlası isimsizi bulmak adına .
Umarım mutlusundur dostum; şimdi mehtaplı gecelerin yalnız, bedbaht ve bir doktor kuyruğundaki hastanınki gibi acı verici değildir. Umarım şansının da farkındasındır. Sen ki, bir seçilmiş gibi kurtuldun açlıktan. Kalbinin korkular tarafından işgalinden kurtuldun. Dua et dostum; dua et çünkü elinde tuttuğun sadece sana sevdiğince verilmiş bir kalp değil; en önemli hazineleri karşındaki insanın. En büyük sırları, en önemli duyuları, duyguları ve en mahrem, en kişisel yanlarıdır. Kırmaman, yormaman, sıkmaman gerekir.
Beni bu yazıya dahil eden canım dostum Mert Babacan'a teşekkür ederim . İyi ki diretmiş , sizce de öyle değil mi (güzel olmadı mı) ?
kelebeğinim senin
İnsanın kelebek olası geliyor gördükçe bu denli güzel yaratıkları . Bende daha güzellerinin resimleri de var fakat ben bunu çizebildim ancak . Yani küçük bir taklit . Kelebek olsam şimdi uçup sana gelebilir miydim bu yolu ? Gelirdim sanırım , en azından denerdim . Başaramasam bile sen okyanusun ortalarında bir yerlerde parmağında dinlenebilmem için beni beklerdin biliyorum . Seni çeke çeke götürürdüm sonrasında ise . Bu hikayeyi biliyorsun değil mi ? Mavi kanatlarımla ben bir kelebeğim şimdi . Kısacık ömrüne seni sığdırmaya çalışan bir kelebek . Kanatlarım ben ölmeden önce son bir kez parlayacaklar ve seni bir kelebek yapacak üstümden silkelediğim peri tozları . Bedenimden ayrıldığı vakit ruhum üzülmeyeceksin yanı başımda durup . Arama sırası sende olacak . Ruhumu bir çocuğun ruhu kılabilmen için yedi günün olacak . Bu zaman içinde bana bir beden bulacaksın . Sana bu gücü verecek ölürken üzerine serptiğim peri tozları . Sonra kendi bedenini soyunacaksın , yakınımda bir bedene bürünecek ruhun . Hem benimkini hem kendininkini seçeceksin böylelikle yeni bir hayata başlamak için . Yakın olacağız hep biz . Birbirimizi bulmuş olarak , bu kez zaman kazanabilmek adına . Yanından ayrılmayan kelebeğin olacağım bebek , tıpkı şimdi meleğin olduğum gibi . Seni koruyan , koruyacak olan . Sevgimi üzerinden çıkartamadığın sürece hep koruyacak bu aşkım seni .
Susma , Konuş
Sana inat bir şey yazıyorum oturmuşum . Sırf sana inat anlatmaya çalışıyorum kendimi daha ben anlayamadan . Okunup bir kenara atılacak bir şey yazıyorum oturmuşum . Ne olduğumu bilmiyorum ya da nerede olduğumu . Tıpkı gelecekte nerede olacağımı bilmediğim gibi . Önüme garip garip planlar koyuyorsun yaparken beni dahil etmediğin ama şimdi , bu yapılmış hallerine uymam için beni zorladığın . Garipsin biliyor muydun ? Anlaşılamıyor olmanı garip bulmuyorum nedense . Kaderci değilim , olmayacağım . Daha neler çıkartacaksın önüme bu yaşamım boyunca beni bu yola çıkabilmek için ? Acaba başarılı olacak mısın günün birinde ? Sana kafa mı tutuyorum bu bücür boyumla kalkmış ? Sen aldırma olsun . Biliyor musun seni anlatıyor bana herkes sen olduğunu bilmeden anlattıkları . Sanki önceden yazdıklarımı okuyor her biri bana . Tamam çok beceriksizler okuma konusunda ama olsun anlaşılabiliyor dudaklarından dökülen kelimeler . Kalem , senden bahsederken ben , sessizleşiyor . Daha bir sakin oluyor dokunuşları . Evet , yine kağıda yazıyorum ne olmuş ? Bıktım ya ! Niye her yaptığıma karşı çıkmak zorunda hissediyorsun kendini ? Sitem etmiyorum sana tüm bunların yanında . Yaptıkların için asla sitem etmedim sana . Belki de sırf bu yüzden hala benimle tartışıyorsun (?) . Bunu sen bile bilmiyorsun belki . Kendi doğrularım olamadı benim bu sefer . Onlara yapışıp oradan yönetemedim yönetmem gerekenleri . Kulak asmadan yapamadım söylenenlere , bencil olamadım . Bencilliğim herkese yaradı , orada bile önce başkalarını düşündüm . Sırf senin yüzünden , sırf sen bana tersini öğretmeye çalıştın diye ve ben sırf sana inat olsun diye tersini uyguladığımdan oldu bu . Aşklarını göserdin bana diğer insanların yaşadığı . Kimi zaman onlardan birini yaşamam için onlar gibi , önüme hazır bir tabağın içinde getirdin . Beceremeyeceğimi bile bile yaptın bunu hem . Sonra orada durup izledin nasıl yüzüme gözüme bulaştırdığımı . Yapamayacağımı , yapmayacağımı biliyordun . Ne onlar gibi sevebilirdim ne de onlar gibi sevilebilirdim . Bu , bana ait olanı yaratmakla ilgiliydi ve sen bunu biliyordun başarılı olacağımı da aynı ölçüde . Ulaşamayacağım bir yerlere mi saklamıştın aradığım şeyi yoksa benim mi öyle sanmamı istiyordun bilemiyorum fakat engel olamadın bulmama . 'Mutluluk' dedin 'Mutluluk için yaratman gerek .' Ben de yaratıyorum şimdi mutluluğum için . Kimsenin bilmediği bir yer burası , kimsenin solumadığı bir hava solunan burada . Yürümeye cesaret edilemeyen , aydınlığından ve gücünden korkulduğu için ayak basılmamış bir yol benim seçtiğim . Ama bir gariplik var bunların dışında varlığını sürdüren . Halbuki tüm bunlar garip kılmaya yeterken ... Bana bu gariplik hissini yaşatan tüm bunlar değil , sensin . Benimle tartışmaktan vazgeçmiş yanımdayürüyorsun . Ne o , niye sessizsin şimdi ? Susma , sesszliğinin korkuttuğunu biliyorsun beni . Bilmediğin ne var sanki ? Susma , konuş !