Koca bir sessizlik önce . Sonra kara savrulan ince ve uzun parmakları . Beyaz üzerinde ak ve pak dolaşan bedeni beyazlar bürünmüş . Nefesi buhar veriyor soğuk olana . Bana öyle geliyor ki ısıtacak birazdan soğuk olan her yanı , her şeyi . Karlar üzerinde bir adam ilerliyor , bir insana bahşedilebilecek tüm güzelliği kendisinde toplamış ve bunun farkında olmadan . İzlemeye davet edici asaleti şimdi beyazların üzerinde ilerleyen beyaz nokta . Saçları beyazlar üzerinde kıvır kıvır tel olmuş omuzlarında aşağı süzülüyor . Ve gözleri düşünceli ve bakışları daima uzakta ; buralarda olmayan edası kokusunda . Öyle geliyor ki paltosu içinde aslında o oldukça sade , oldukça ince üzerindekiler . Ve öyle geliyor ki olmasa üzerinde paltosu , olmasa elinde tuttuğu o şapkası O , yine de üşümeyecek varolan bu soğukta . Sanki başka bir şey , sanki adamın hayalleri ; düşleri onu sıcak kılan ve terleten sıfırın altında bu derecede . Oda karanlık , oda gece ne kadar karanlık olabilirse normal bir gecede o kadar karanlık . Tek ışık mavi ekranın siyah kareleri okşadığı andaki yansımalar . Yapay olmaktan uzak , doğallığın kalbinde bağdaş kurmuş ; sadece beyaz karın saf beyaz ışığında üşüyorum . Elimde yalnızca bir süre sonra bitecek bir pil ve muhtemelen bir yerlerinde bu pilin bitim süresinde donacak olan bedenim var . Soğuk olanın sana verdiği o tatlı uykuya dalacak olan bedenim ... Buna karşın benim yapabileceğim tek şey yalnızca beklemek . Karların üzerinde bağdaş kurup öylecene beklemek . Uykuyu mu ? Evet , belki de sadece uykunun gelmesini beklemek . Usul adımları altında ezilen karın sesini duyuyorum şimdi adamın . Yaklaşıyor mu yoksa uzaklaşıyor mu belli değil o . Zaten bu zamansızlıkta yaklaşma ve uzaklaşma gibi zaman kavramlarının var olabileceğini düşünmek bile aslında saçmalıktan ibaret olan düşüncelerden başkaları değil de ne ? Korkmasam şimdi gözlerimi kapatır daha bir dikkatli yoğunlaşmaya çalışırdım adımlarına . Belki o vakit ayırabilirdim gelmek ya da gitmek kavramlarını . Belki o zaman zamansızlığın hüküm sürdüğü topraklara yine bu insan zihnimle zamanı uydurmaya çalışabilirdim orasından burasından kırparak onu . Başı önünde yürüyor adam gecenin kendini sabaha vurmuş yanında usulca . Elleri iki yanında . Sallanmaktan çok oralara sabitlenmişler gibi . Ve bu anlattıklarım durum hikayesi olmaktan çok olayın kendisi olmuş gibi bir yerden sonra . Yaşamım , aslında tam da bu anda her zaman olduğu şeklinde soyunuyor . Üzerinde ne var ne yoksa hepsini çıkartıp bir kenara bırakıyor . Dur-um var ise burada , evet , bu bir dur-um . Sitem var aslında gözlerimde ya , nedense bunu kimseler bilmiyor ; kimseler tanımıyor beni bu oda sandıkları ama dört duvarından tavanda olması gerekeni olmayanı içindeki beni . Üzerime kar düşüyor . Ve insanlar beni bir kapı arkasında sanarak camdan bana bakıyorlar . Kimi zaman gülerek ve kimi zaman da acıyarak biraz da . Neden mi ? Nedenini ben de bilsem bir ..? Bir bilsem neden deli olanlara deli dediklerini ya da neden onlardan korktuklarını . Halbuki en zararsız olanlar onlar değil midir ? En saf olanlar ... ? Bir bilsem .. ? Ve ben , bir ayak sesinden yürüyenin kim olduğunu kestirebilecek kadar kendine güvenen ... bir adam yürüyor diyorum size dışarıda . Yaklaşıp uzaklaştığını bilemiyorum zamansızlıkta ama yürüyor , bir onu biliyorum ; yetmez mi ? Gitmeme izin mi verdiniz ki yanına ya da görmeme izin mi verdiniz onu ki bana soruyorsunuz şimdi karşıma geçmiş ne var üzerinde diye ya da ne giyinmiş başına diye ? Yerden yüksekte sahip olduğum tek şeye ; yatağıma gelip benden izinsiz oturabiliyorsunuz ve bana benim anlamlandıramadığım sorular sorup yine anlamlandıramadığım şekilde yanıtlar bekliyorsunuz . Düşünüyorum iznim olmadan buna ama ; acep hangimiz dört duvar arasında ve hangimiz değil . Bence sizin duvar anlayışınızda bir yanlışlık var ki bunu da siz kabul etmezsiniz . Gözlerim bir garip mi bakıyor doktor bey ? Ama efenim rica ederim sakin olunuz . Aslında ne kadar da korkutucu değil mi aynı üç duvarı paylaşmak bir deli ile ? Ama muhtemelen siz böyle şeyleri aşmışsınızdır çoktan . Kendinize itiraf edip bunu kendinizi işinize ve insanları içlerine düştükleri bu durumdan kurtarmaya adamışsınızdır(?) . Yanılıyor muyum ? Ama size , size okullarınızda öğretmedikleri bir şeyi söyleyeceğim şimdi sır olarak . Pek tabii öncelikle şunu da belirtmem gerekecek ki bana göre ve diğer tüm deli akranlarıma göre doktorun yenisi eskisi ya da tecrübelisi tecrübesizi yoktur . Dedim ya zamansızlıkta bunların tümü zaman belirtir aslında . İşte bu nedenler yeni yetme prof . , sana diyeceğim şudur ki : bir deliyi deliliğinden kurtarmak olanaklar dahilinde olan bir şey değildir . Bu nedenle bu dalgalı denizde çekilen her kürek yanılgıdan başka bir şey ifade etmez . Deli olanlar asla normal olan olarak adlandırılanlara özenmez . Duydunuz mu ? Hayır mı ? Belki de üzerindeki palto beyaz değil de siyahtır , ne dersiniz ? Bilmiyor musunuz yoksa .. ? İnanır mısınız ben de bilmiyorum ? Yoksa ürküttü mü ikimizin aynı noktada buluşması sizi ? Beni ürküttü açıkçası . Çünkü anlamadığım biçimde garip gelen şey bana : neden ve ne düşünerekten daha çok da , görmediğim bir adamın hangi renklere bürünmüş olduğunu sormanız . Ve benden net cevaplar vermemi bekliyormuş gibi gözlerinizi bana dikmeniz . Bu , sizce de garip değil mi ? Yoksa delilik dedikleri şey bu garipliğin farkına varmak mı ? Evet , evet ; bu kesinlikle bir dur-um . Durmaktan geliyor bakınız . Zaman yok durmak söz konusu olduğunda . Ne de onu çağrıştıran başka bir şeyin varlığı var . Bir de sağ kolumda bir kaşıntı var ne zamandır . Ne zamandır ? Sizin anlam verebileceğiniz bir dil değil mi bu ? Neden bu soruyu yönelttiniz acep bana şimdi durup dururken ; oysa ben her şeyin öylesine açık ve anlaşılır olduğuna inanıyordum . Hayır doktor bey , bence tedavi yönteminiz oldukça yanlış bir süreç izliyor . Bir ilerleme kaydedemiyoruz . Bakınız hala aynı yerde duruyoruz . Oysa eğer bir şeyler iyiye ya da kötüye gitseydi çoktan bu odanın dışında bir noktada olurduk . Belki de şu karların üzerinde yürüyen siyah saçlı adamı tanıma imkanımız olurdu . Ve belki de siz ona da deli tanımını hiç olmadığı kadar güzel bir şekilde uydurabilirdiniz . Rica ederim , kendimce dalga geçmek değildir bu benim yaptığım sizin sandığınız gibi ; sadece naçizane gözlemlerimdir benim . Lütfen kulak asmayınız basit bir delinin dediklerine . Evet , nerede kalmıştık en son ? Tedavimiz diyorduk değil mi -konuyu dağıtmayalım . Bir kutu boya kalemi ya da bir deste iskambil kağıdı verilmeli belki bundan sonra bu başlık altında topladığınız hastalara , ne dersiniz ? Pek tabii delilerin en delisinden bir öneri almak olmayacaktır sizin bu yaptığınız . İnanın aramızda bir sır olarak kalabilir , ben kimselere söylemem ; o karların üzerinde saatlerdir yürüyen adama bile . hm hm saatlerdir dedim , neden yadırgadınız ? Zamansızlığımı paylaşmak mı isterdiniz ? şş.. korkmayınız sadece saatinizi alacaktım . Hem siz ... Belki de bugün biraz fazla yoruldunuz . İsterseniz biraz dinlenin . Ya da eğer benimle aynı yatağı paylaşmaktan korkar iseniz buyurun kapıdan çıkıp uzaklaşın ve o sinir bozucu bir diğer odanın mavi rengine saklanın ; belki de her şeyden çok beyaz korkutuyordur , yoruyordur bu odada sizi - olamaz mı ? Yarın , belki de birkaç saat sonra devam ederim ben anlatmaya . Ama bir şey sormama izin vermelisiniz bana : zihniniz benim anlattıklarımı dinlemekten yorgun düşmüyor mu ? Ben bile bana dayanamadığımı itiraf eder iken karşınızda , siz nasıl olup da onca saat dinleyebiliyorsunuz beni ve ben gibi olan diğerlerini .. ? Peki peki .. bugünlük sizi daha fazla yormayacağım , şimdi istirahata çekilebilirsiniz ..