Çengelköy'den notlar-1

Çokça ben ...
Hatta sadece ben demeli . İçinde , dışında ben . Olabildiği kadar , olabileceğinden çok daha fazla şimdi .
Yırtılan sayfalar , yazılıp sonra yırtılan sayfalar ...
Yaşanmışlıklar ...
Çengelköy , soluduğum , yaşadığım , bende soluk alan .
Kelimeler var ellerimde tuttuğum , parmaklarımın ucundan düşmeyi bekleyen sessizce . Gelişleri ve gidişleri ve kalışları ve yaşayışları kelimelerin . Hikayeler var aklıma gelen , nerelerinden ne kadarını taşıyacağımı satırlarıma karar veremediğim hikayelerim . Çengelköy kokan , yaşanmışlıklar kokan her biri . Her birinde onları yaşayan insanların ten kokularını saklayan .
Dedim , Turgut uzan bana . Sakin olmaktan uzak ; aşık şimdi bu adam . Sakin miydi Çengelköy kasımın ilk günü ? Buldun mu aradığını yoksa düştün mü kaçtığının kucağına ?
Beyaz Tenli Güzel Kadın
This entry was posted on 11:51
and is filed under
Kişisel
.
You can follow any responses to this entry through
the RSS 2.0 feed.
You can leave a response,
or trackback from your own site.
1 çentik:
...derken Turgut, Olric'i görüverdi arkasında. Kediye elindeki tostun içinden çıkardığı sucuk parçasını veriyordu. Sırtında bir ürperme başladı o an, Turgut'un. Hava soğuktu, ceketinden içeri giriyordu soğuk. Yanı soğuk, önü deniz... Arkasına sığındı o gene. Olric kucakladı, azıcık ısıtır gibi yaptı. Ama Turgut asıl Selim'i arıyordu-bulamadı.
Selim yoktu çünkü. ne kendinde, ne de Turgut'un o an bulunduğu sahil kasabası kılıklı Çengelköy'de. Yanında iki siluetten başka birşeyi aradı ya Turgut...Boşuna!
Yorum Gönder