Bir tek Elleri vardı Deli Adam'ın asla fotoğraf karesine sığdıramadığım . Sığdırsam da hep beyaz karelerde melek Elleri Deli'nin .
Bir onlar yanaklarıma damlamadan tutan damlayı ..
Bir yerden sonra sadece ve sadece sessizlik vardır sensizliğin hüküm sürdüğü topraklarda . Bu , tıpkı bozkırda yaşamaya benzer : ellerin kurur güneşin anlında ve soğuk bastırdığı vakit iyiden iyiye dudakların çatlar soğuktan . Tam bir eziyettir ya bedenine ; işte tıpkı öyle sensizlikle başa çıkmaya çalışmak . Oysa teslim olmak var bir diğer yandan . Teslim olup sakince bırakıvermek uykunun kollarına kendini soğukta iken bedenin .
Sonra sonbaharda yapraklar var etrafa düşüşen , kimsenin kaldırmadığı , hatta kimi zaman çoğunun alışkanlıktan fark etmediği . Çünkü onlar her yıl bu mevsimde , aynı zamanda oradalar . Ama gün olsa da bir sonbahar geldiğinde dökülmese yapraklar , ağaçların dallarında yeşil yeşil varolmaya devam etseler işte o vakit dikkatlerini çeker bu alışkanlığın kör ettiği insanların .
Sonra mavi var bir de . Ya da beyaz teninde . Bir de güzellik var bir de çirkinlik . İnsanların bildim sandığı ama aslında çok daha yüzeysel olarak farkında olamadıkları fakat farkında olduklarını sandıkları . Karışıklık var akıllarda ve durgunluk var hepsinden çok bilmemezliğin yarattığı .
Ve sadece yaşamak öylecene . Herkes yaşıyor diye yaşamak çoğu kez . Bir de yaşamak zorunda hissettikleri için yaşamak . Hırs var çoğunda . Yaşama hırsı dedikleri aslında oksijeni tüketmekten başka anlamı olmayan dünyadaki .
Gün garip başlamıştı , gün yine bir şeyler getirecekti her zaman olduğu gibi . Ama bugün farklıydı , o diğer günler gibi değildi . İçim tüm bunlarla dolup taşıyordu ve sesim kısılmıştı da sanki çığlık attığım halde koca meydanda kimseler beni duymuyordu kalabalığın ortasında . Ellerim paltomun yakasına uğrayıp kulaklarımı kapatmak üzere kaldırdılar yakayı . Beklemek .. dedim beklemek zor iş ve işte çoğu nedenden ötürü sinir bozucu . Şimdi burada beklemeseydim birazdan gelecek adamı , o adam çoktan gelse idi ve burada beni bulsa idi belki benim tüm bunları düşünmeme dahi izin vermeyecekti ama gelmemişti .
Diyorum kimi zaman acep çok mu fazla ?
Ya da ortalama bir kadın gibi ?
Sonra da bunları kendime yakıştıramayıp bir kenara bırakıp yine o garip hissedişte kaybolmaya doğru adım atıyorum . İşte o günde böyle bir gün , bir o kadar karışık bulamaç misali içim gözlerime kadar tırmanmayı başarmış . ..
Neden insanlar ağlayan birini gördüklerinde daha bir dikkatli bakarlar suratlarına ve neden kimilerinde şefkat uyandırır ağlayan insanlar ? İlle de sormak niyedir peki neden ağladığını ? Ben olsam öyle yapmazdım demek için mi ya da gülmek eğlenmek için mi ? Sessiz kalınamaz mı ağlayan birinin yanından geçerken ya da sadece yanından geçilip gidilemez mi ?
Bana özel davranmayın . Ve sorma Tanrı aşkına neden ağladığımı bana . Ağlamış isem bir sebebi yoktur senin bana sormanı gerektirecek . Olsa olsa sen sorduktan sonra yeniden başlarım ağlamaya nedenini bilemediğim bir şekilde ve sen eğer ki biliyorsan beni bunu garip bir kendini tatmin etme duygusu ile yapıyorsundur demektir . Çünkü olamaz benim ağlamamın sebebi durduk yere sence , sen öylesine sıradan bakar gözlere sahipken oradaki ! Ayrıca sana kim , ne vakit verdi bana bu soruyu yöneltme hakkını onu de bana sen ilk önce .
This entry was posted on 22:15
and is filed under
Kişisel
.
You can follow any responses to this entry through
the RSS 2.0 feed.
You can leave a response,
or trackback from your own site.
1 çentik:
Ağlamış ise, bir sebebi yoktur senin Ona sormanı gerektirecek. Herşeyi anlayabilirsin sanma - herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu öğrenmeden çıkma sokağa, Beyaz Tenli Güzel Kadının yanından hele hiç geçme.
Soru sorma Beyaz Tenli Güzel Kadına. Ne bilmene ne de yorumlarına ihtiyacı var senin. O, senin pencereden bile göremediğini duvarda görebilmiş, ağlıyorsa onun için ağlıyordur.
Yürü geç. Matbaadan çıkmış hayatını yaşa. Elyazması kitaplara yorma aklını.
B.
Yorum Gönder